İçeriğe geç

TCK 179/3 Alkollü ve Uyuşturucu Etkisinde Araç Kullanma Suçu ve Cezası

TCK 179/3 Alkollü ve Uyuşturucu Etkisinde Araç Kullanma Suçu ve Cezası - Av. Çağrı Ayboğa rehber görseli

TCK 179/3 Güncelleme Tarihi: 31 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa

TCK 179/3 nedir? TCK 179/3, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanmayı düzenler; ceza ikinci fıkraya göre iki yıla kadar hapistir. Uygulamada alkollü araç kullanma suçu olarak bilinir. Salt alkollü olmak yetmez: Yerleşik Yargıtay uygulamasında 1,00 promil ve üzeri alkol, güvenli sürüş yeteneğinin kaybedildiğinin kabulü için yeterli sayılırken; 1,00 promilin altında suçun oluşması için yalpalama, şerit ihlali, kaza ve konuşma bozukluğu gibi dışa yansıyan davranışlarla ispat aranır. Dosyalar seri muhakeme usulüyle yürütülür; ehliyetin geri alınması ise ayrı bir idari yaptırımdır.

Ceza mahkemelerinin en kalabalık dosya grubu budur: bir kadeh ile bir sabıka arasındaki mesafe. Trafik kontrolünde üflenen cihaz bir rakam üretir; ama ceza hukuku rakamla yetinmez, o rakamın direksiyondaki insanı ne hale getirdiğini sorar. trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu TCK 179 sisteminin en sık uygulanan fıkrası TCK 179/3, tam olarak bu soruyu düzenler.

Bu yazıda 1,00 promil ölçütünü, dışa yansıyan davranışlarla ispat rejimini, uyuşturucu etkisinin özel durumunu, seri muhakeme ve ehliyet sonuçlarını ve on iki emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz. İdari para cezası ve ehliyetin geri alınması için alkollü araç kullanma cezasına itiraz rehberimize bakabilirsiniz.

TCK 179/3 Nedir?

TCK 179/3, ikinci fıkranın özel bir görünümüdür: Fail, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da uykusuzluk ve hastalık gibi başka bir nedenle emniyetli biçimde araç kullanamayacak halde olmasına rağmen aracı kullanır. Hükmün üç ayağı vardır. Birincisi, güvenli sürüş yeteneğinin kaybıdır; kanun promil oranı değil, sürücünün fiili durumunu esas alır. İkincisi, aracın fiilen kullanılmasıdır; sürücü koltuğuna oturmuş ancak aracı hareket ettirmemiş kişi suçu işlemiş sayılmaz. Üçüncüsü kasttır: Failin bu halde olduğunu bilerek direksiyona geçmesi aranır. Suç bir tehlike suçudur; kaza yapılmış olması şart değildir.

TCK 179 Kanun Metni

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 179. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma

Madde 179 – (1) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

Alkol Promil Sınırı: 1,00 Promil Ölçütü

  • İdari sınır ile ceza sınırı farklıdır: Karayolları Trafik Kanununa göre özel araçlarda 0,50, ticari ve kamu araçlarında 0,20 promil üzeri alkol idari para cezası ve ehliyetin geri alınmasını gerektiren bir kabahattir. Bu sınırlar ceza hukuku ölçüsü değildir.
  • 1,00 promil ve üzeri: Yerleşik Yargıtay uygulamasında adli tıp verileri esas alınarak güvenli sürüş yeteneğinin kaybedildiği kabul edilir; aşağıdaki kararlarda 1,04 promilli sürücünün mahkumiyeti bu esasa dayanır.
  • 1,00 promilin altı: Yalnızca sayısal ölçümle mahkumiyet kurulamaz; zikzak çizme, şerit ihlali, kontrol noktasını fark edememe, konuşma ve yürüme bozukluğu gibi dışa yansıyan davranışlar veya kaza biçimi ile yeteneğin kaybı ispatlanmalıdır. Aynı alkol düzeyi farklı kişileri farklı etkilediğinden bu delillerin önemi oran düştükçe artar.
  • Yüksek promilde dahi denetim: Aşağıdaki kararlarda Yargıtay, tutanakta gözlem bulunmayan 2,05 promillik olayda doğrudan beraat verilemeyeceğini, alkol düzeyinin sürüş güvenliğine etkisi konusunda Adli Tıp Kurumu görüşü alınması gerektiğini vurgulamıştır.

İspat: Ölçüm, Rapor ve Dışa Yansıyan Davranışlar

  • Nefes ve kan ölçümü: Alkolmetre ölçümü kabahat yaptırımı için yeterlidir; ceza yargılamasında sürücünün itirazı halinde kan örneği ve hastane raporu belirleyicidir. Ölçümün zamanı ve cihaz kalibrasyonu savunmanın denetim alanıdır.
  • Tutanak ve gözlemler: Trafik görevlilerinin sürücünün konuşması, yürüyüşü, dengesi ve sürüş hataları konusundaki gözlemleri, kamera görüntüleri ve tanık anlatımları ispatın omurgasıdır; gözlem içermeyen tutanak dosyayı zayıflatır.
  • Uyuşturucu etkisi: Kan veya idrarda madde tespiti tek başına yetmez; maddenin etkisiyle güvenli sürüş yeteneğinin kaybedildiği ortaya konulmalıdır. Kullanım fiili ayrıca uyuşturucu kullanma suçu yönünden değerlendirilir.
  • Başka nedenler: Aşırı uykusuzluk, ateşli hastalık ve ilaç etkisi de kapsamdadır; bu hallerde failin durumunun farkında olarak sürüşe başladığı ispatlanmalıdır. Alkolün kusur yeteneğine etkisi için TCK 34 geçici nedenler rehberimize bakabilirsiniz.

TCK 179/3 Cezası Ne Kadar?

  • Ceza aralığı: İkinci fıkraya göre iki yıla kadar hapis; alt sınır bir aydır.
  • Seri muhakemede: Teklif kabul edilirse ceza yarı oranında indirilir; sonuç ceza çoğu dosyada adli para cezasına çevrilir ya da HAGB ile sonuçlanır. Uygulamada alkollü araç kullanma dosyaları büyük oranda bu yolla kapanır.
  • İçtima: Alkollü sürüş yaralanma veya ölümle sonuçlanmışsa aynı fiilden doğan suçlar arasında TCK 44 uyarınca yalnızca en ağır cezayı gerektiren hüküm uygulanır; alkollü olma taksirle öldürme ve yaralamada bilinçli taksir olarak cezayı artırır.
  • Tekerrür: Kesinleşmiş mahkumiyetten sonra yeniden işlenen alkollü sürüşte tekerrür hükümleri uygulanır ve seçenek kurumlar daralır.

Ehliyet Geri Alınır mı?

Ceza mahkemesi bu suçtan mahkumiyette sürücü belgesini geri alamaz: TCK 53/6, belge geri alınmasını yalnızca taksirli suçlar için öngörür ve TCK 179/3 kasıtlı bir suçtur. Buna karşılık idari yaptırım bağımsız yürür: Karayolları Trafik Kanunu 48. madde uyarınca alkollü yakalanan sürücünün belgesi ilk seferde altı ay, ikinci seferde iki yıl, üçüncü ve sonraki seferlerde beş yıl süreyle geri alınır ve idari para cezası uygulanır. Aynı olay hem kabahat hem suç oluşturduğunda Kabahatler Kanunu 15/3 uyarınca yalnızca suçtan yaptırım uygulanır; ancak ehliyet geri alma tedbiri uygulamada idari süreçte ayrıca işletilmektedir ve itirazı sulh ceza hakimliğine yapılır.

Şikayet, Seri Muhakeme, HAGB ve Görevli Mahkeme

  • Şikayet: Suç şikayete tabi değildir; soruşturma kendiliğinden başlar ve mağdurun şikayetçi olmaması yargılamayı durdurmaz.
  • Uzlaştırma: Topluma karşı işlenen bir tehlike suçu olduğundan uzlaştırma kapsamında değildir.
  • Seri muhakeme: TCK 179/3 CMK 250 kapsamındadır: Savcılık şüpheliye seri muhakeme usulü teklifi yapar; müdafi huzurunda kabul edilirse ceza yarı oranında indirilerek belirlenir ve dosya hakim onayına sunulur. Teklif reddedilirse dava genel hükümlere göre açılır; ispat zayıfsa red, beraat yolunu açar.
  • HAGB ve seçenek yaptırımlar: Sonuç ceza iki yılı geçmediğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve adli para cezasına çevirme gündemdedir; soruşturmada kamu davasının açılmasının ertelenmesi de değerlendirilebilir.
  • Görevli mahkeme: Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
  • Zamanaşımı: Dava zamanaşımı sekiz yıldır.

Avukata Sor: TCK 179/3 Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim

Promil değeri, tutanaktaki gözlemler ve kamera kaydı; bu suçta beraat ile mahkumiyet arasındaki çizgiyi çizer. Seri muhakeme teklifini kabul etmeden önce dosyanın ispat durumunu birlikte değerlendirelim.

Avukata Sor

Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.

TCK 179/3 Yargıtay Kararları

Aşağıdaki on iki emsal karar, bu hükmün uygulamadaki sınırlarını çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.

TCK 179/3 – ALKOL ORANININ TESPİT EDİLMESİ TEK BAŞINA HER DURUMDA MAHKÛMİYET İÇİN YETERLİ DEĞİLDİR; SÜRÜCÜNÜN ALKOL ETKİSİYLE EMNİYETLİ ARAÇ KULLANMA YETENEĞİNİ KAYBEDİP KAYBETMEDİĞİ BELİRLENMELİDİR

Somut olayda sanığın sevk ve idaresindeki aracı kullanırken yapılan kontrolde 306 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. Yerel mahkeme, tespit edilen yüksek alkol oranından hareketle sanığın TCK 179/3 delaletiyle aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar vermiştir.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, TCK 179/3’ün kanuni yapısını değerlendirirken yalnızca kişinin alkol almış olmasını yeterli görmemiştir. Maddenin lafzında, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde” olan kişinin araç kullanması cezalandırılmaktadır. Dolayısıyla alkol kullanılması ile güvenli araç kullanma yeteneğinin kaybedilmesi birbirinden ayrılması gereken hususlardır.

Bu nedenle özellikle olay tarihinde yürürlükteki mevzuat ve bilimsel veriler çerçevesinde tespit edilen alkol miktarının sanığın güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldırıp kaldırmadığı araştırılmalıdır. Alkol miktarı önemli bir delil olmakla birlikte, mahkeme bunun yanında kişinin tıbbi durumunu ve alkole bağlı dışa yansıyan davranışlarını da değerlendirmelidir.

Sanığın konuşma biçimi, yürüyüşü, denge durumu, koordinasyonu, refleksleri, algılama gücü, araç kullanırken yaptığı hatalar ve trafik görevlilerinin gözlemleri bu değerlendirmede dikkate alınabilir. Böylece alkol tespitinin yalnızca sayısal bir veri olmaktan çıkarılarak sürücünün fiilî sürüş yeteneği üzerindeki etkisi ortaya konulur.

Yargıtay bu noktada TCK 179/3’ün alkol tüketimini cezalandıran genel bir hüküm olmadığını ortaya koymuştur. Ceza hukukunun müdahalesini haklı kılan husus kişinin içki içmiş olması değil, alkolün etkisi sonucunda artık güvenli biçimde araç kullanamayacak duruma gelmesine rağmen trafiğe çıkmasıdır.

Bu nedenle mahkemenin, tespit edilen alkol oranının somut sürücü üzerindeki etkisini herhangi bir değerlendirmeye tabi tutmaksızın doğrudan mahkûmiyet sonucuna ulaşması yeterli görülmemiştir. Sanığın emniyetli araç kullanma yeteneğini kaybettiğinin tıbbi bulgular veya dış dünyaya yansıyan davranışları üzerinden belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Karar özellikle TCK 179/3’ün manevi unsuru bakımından da önemlidir. Failin alkol aldığını ve bu nedenle güvenli biçimde araç kullanamayacak durumda olduğunu bilmesine rağmen aracı kullanması gerekir. Kişinin kendi durumunun farkında olmasına rağmen sürüşe başlaması veya sürüşünü sürdürmesi suçun kasıt unsurunun temelini oluşturmaktadır.

Yargıtay bu nedenle yalnızca promil değerine dayanılarak kurulan mahkûmiyet hükmünü yeterli incelemeye dayalı bulmamış ve sanığın güvenli sürüş kabiliyetinin gerçekten ortadan kalkıp kalkmadığının belirlenmesini istemiştir.

Sonuç olarak Yargıtay, alkollü araç kullanmanın TCK 179/3 kapsamında değerlendirilebilmesi için sanığın aldığı alkol nedeniyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek durumda bulunduğunun ortaya konulması gerektiğini; yalnızca alkol miktarının belirlenmesiyle yetinilmeksizin tıbbi bulgular ve dışa yansıyan davranışların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 08.11.2006, E. 2006/3189, K. 2006/17869

205 PROMİL ALKOLLÜ SÜRÜCÜNÜN DIŞA YANSIYAN DAVRANIŞLARINDA GÜVENLİ SÜRÜŞ YETENEĞİNİN KAYBINA İLİŞKİN BULGU YOKSA, ALKOLÜN ETKİSİ KONUSUNDA ADLİ TIP İNCELEMESİ YAPILMADAN BERAAT KARARI VERİLEMEZ

Somut olayda sanık genel trafik kontrolü sırasında durdurulmuş ve yapılan ölçüm sonucunda 205 promil alkollü olduğu belirlenmiştir. Sanık da sorgusunda alkollü şekilde araç kullanırken trafik görevlilerince durdurulduğunu kabul etmiştir.

Bununla birlikte olay tutanağında sanığın yalpalayarak araç kullandığı, şerit ihlali yaptığı, trafik işaretlerine uymadığı, konuşmasının bozulduğu, yürümekte zorlandığı veya başka biçimde güvenli sürüş kabiliyetini kaybettiğini gösteren somut dış belirtilerin bulunduğuna ilişkin yeterli tespit yer almamıştır.

Yerel mahkeme bu nedenle olayda somut trafik tehlikesinin meydana gelmediğini kabul ederek sanığın beraatine karar vermiştir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi ise bu yaklaşımın eksik incelemeye dayandığını belirtmiştir.

TCK 179/3 bakımından belirleyici olan sürücünün mutlaka bir trafik kazası yapmış veya başka bir araca çarpmış olması değildir. Failin alkolün etkisi nedeniyle güvenli araç kullanamayacak hâlde bulunmasına rağmen aracı kullanması suçun oluşması bakımından esas alınmaktadır.

Dolayısıyla sanığın trafikte kaza yapmamış olması veya görevliler tarafından herhangi bir kazaya karışmadan durdurulması tek başına beraat gerekçesi oluşturmaz. Mahkemenin öncelikle tespit edilen alkol miktarının bilimsel verilere göre sanığın güvenli araç kullanma yeteneğini ortadan kaldıracak seviyede olup olmadığını belirlemesi gerekir.

Daire özellikle somut dosyada dışa yansıyan belirtilerin bulunmaması nedeniyle Adli Tıp Kurumundan görüş alınmasıgerektiğini kabul etmiştir. Adli değerlendirmede kandaki alkol düzeyinin dikkat, algı, refleks, denge, psikomotor koordinasyon ve sürüş güvenliği üzerindeki etkisi incelenmeli; daha sonra bütün deliller birlikte değerlendirilmelidir.

Bu yaklaşım, düşük veya orta düzeydeki alkol tespitleriyle çok yüksek alkol tespitleri bakımından yapılacak ispat değerlendirmesinin her zaman aynı olmayabileceğini göstermektedir. Belirli alkol düzeylerinde failin dış davranışları ve tıbbi değerlendirme mahkûmiyet açısından belirleyici hâle gelebilir.

Yargıtay ayrıca TCK 179/3’ün uygulanması için başka bir kişinin hayatına veya malvarlığına fiilen zarar verilmesini aramamıştır. Suçun amacı, emniyetli sürüş yeteneğini kaybetmiş kişinin araç kullanmasının yarattığı genel trafik tehlikesini henüz zararlı sonuç ortaya çıkmadan cezalandırmaktır.

Bu nedenle yerel mahkemenin yalnızca “somut tehlike meydana gelmemiştir” biçimindeki değerlendirmesi yetersiz görülmüştür. Asıl belirlenmesi gereken husus, sanığın alkol seviyesi itibarıyla güvenli sürüş yeteneğinin mevcut olup olmadığıdır.

Sonuç olarak Yargıtay, 205 promil alkollü olduğu belirlenen sürücünün dışa yansıyan davranışlarında emniyetli araç kullanamayacağına ilişkin açık tespit bulunmaması durumunda dahi doğrudan beraat kararı verilemeyeceğini; tespit edilen alkol oranının güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldırıp kaldırmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan görüş alınarak bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 19.02.2008, E. 2007/17868, K. 2008/2857

ALKOLÜN ETKİSİYLE GÜVENLİ SÜRÜŞ YETENEĞİNİ KAYBEDEN SÜRÜCÜNÜN TRAFİĞE KAPALI YOL KESİMİNDE TEK TARAFLI KAZA YAPMASI, SUÇUN OLUŞMASINA ENGEL DEĞİLDİR

Somut olayda sanık araç kullanırken önce yol üzerindeki çeşitli noktalara çarpmış, daha sonra aynı cadde üzerinden Yılmaz Akpınar Bulvarı yönüne doğru seyretmeye devam etmiştir. Sanık, yol yapım çalışmalarının sürdüğü ve trafiğe kapalı olan kesime girmiş; aracının ön tampon ve çamurluk bölümüyle asfalt yığınına çarptıktan sonra kum yığınının üzerine çıkarak tek taraflı trafik kazası yapmıştır.

Olay sonrasında düzenlenen doktor raporunda sanığın orta derecede alkollü olduğu belirlenmiştir. Trafik görevlilerinin düzenlediği tutanakta da sanığın alkol etkisiyle güvenli sürüş melekelerini kaybettiği ve emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olduğu belirtilmiştir.

Yerel mahkeme buna rağmen kazanın meydana geldiği yol bölümünün trafiğe kapalı bulunmasını gerekçe göstererek trafik güvenliğinin tehlikeye düşmediğini kabul etmiştir. Ayrıca kazada yalnızca sanığın yaralanması ve üçüncü bir kişinin zarar görmemesi nedeniyle kast veya olası kastın bulunmadığı sonucuna ulaşarak beraat kararı vermiştir.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi bu gerekçeleri yeterli görmemiştir. TCK 179/3’te cezalandırılan davranış, üçüncü bir kişiye mutlaka çarpılması veya başka bir sürücünün fiilen tehlikeye sokulması değildir. Failin alkol etkisiyle emniyetli biçimde araç kullanamayacak hâlde olmasına rağmen araç kullanması hükmün esasını oluşturmaktadır.

Sanığın sürüş biçimi de alkolün sürüş yeteneği üzerindeki etkisini gösteren önemli maddi olgular içermektedir. Aracın kontrolünü kaybederek yol üzerindeki engellere çarpması, daha sonra yol yapım alanına girerek asfalt ve kum yığınlarının üzerine çıkması, güvenli araç kullanma yeteneğinin fiilen kaybedildiğini gösteren davranışlar olarak değerlendirilmiştir.

Kazanın tek taraflı gerçekleşmesi de sonucu değiştirmez. TCK 179/3’teki suçun oluşması için mutlaka başka bir aracın, yayanın veya üçüncü kişinin kazaya karışması gerekmez. Failin kendisinin kazaya uğraması, güvenli sürüş yeteneğinin kaybedilmediğini değil, tam tersine olayın özelliklerine göre kaybedildiğini gösteren bir olgu olabilir.

Aynı şekilde sanığın yaralanmış olması da suçun manevi unsurunu ortadan kaldırmaz. Failin kendisine zarar vermek istememesi ile alkollü ve güvenli sürüş kabiliyetini kaybetmiş durumda olduğunu bilmesine rağmen araç kullanması birbirinden farklıdır. TCK 179/3 bakımından aranan kast, bir kazayı veya yaralanmayı istemek değil, güvenli şekilde araç kullanamayacak hâlde olduğunu bilerek araç kullanmaktır.

Daire bu nedenle sanığın doktor raporu, trafik tutanağı ve olayın meydana geliş biçiminin birlikte değerlendirilmesi sonucunda suçun unsurlarının oluştuğunu kabul etmiştir.

Karar, özellikle “başkasına zarar verilmemişse suç oluşmaz” şeklindeki yaklaşımın TCK 179/3 bakımından doğru olmadığını göstermektedir. Kanun, ağır bir trafik kazası meydana gelmeden önce ortaya çıkan tehlikeli durumu bağımsız olarak yaptırıma bağlamaktadır.

Sonuç olarak Yargıtay, alkol etkisiyle güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği doktor raporu ve trafik görevlilerinin gözlemleriyle belirlenen sürücünün, yol yapımının sürdüğü trafiğe kapalı kesimde tek taraflı kaza yapmış olmasının TCK 179/3’ün oluşmasını engellemeyeceğini; başka bir kişinin zarar görmesinin veya kazaya karışmasının suçun zorunlu unsuru olmadığını kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 21.03.2011, E. 2009/38665, K. 2011/5696

ALKOLLÜ ARAÇ KULLANILDIĞININ SABİT OLMASI VE SÜRAT İHLALİ BULUNMASI TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİLDİR; FAILİN EMNİYETLİ ARAÇ KULLANAMAYACAK HÂLDE OLDUĞUNU GÖSTEREN SOMUT DELİLLER BULUNMALIDIR

Somut olayda sanığın alkollü şekilde araç kullandığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Olay tutanağında sanığın süratli biçimde araç kullandığına ilişkin bir ifade de yer almıştır. Bunun üzerine sanığın TCK 179/3 kapsamında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılıp cezalandırılmayacağı tartışılmıştır.

Ceza Genel Kurulu, alkol kullanılması ile emniyetli araç kullanma yeteneğinin kaybedilmesini birbirinden ayırmıştır. TCK 179/3 bakımından alkolün vücutta bulunması tek başına suçun bütün unsurlarını meydana getirmez. Failin alkolün etkisi nedeniyle güvenli sürüş yapamayacak hâle geldiğinin belirlenmesi gerekir.

Somut dosyada sanığın alkol düzeyine ilişkin tespit bulunmasına rağmen, emniyetli araç kullanamayacağına ilişkin yeterli bilgi ve belge elde edilememiştir. Olay tutanağında sanığın süratli araç kullandığı belirtilmişse de hangi hızla seyrettiği konusunda teknik veya somut bir tespit yapılmamıştır.

Bu eksiklik önemlidir. Çünkü “süratli araç kullanma” biçimindeki genel bir ifade, sürücünün hangi hız sınırını ne ölçüde aştığını veya sürüşünün nasıl bir tehlike yarattığını ortaya koymaz. TCK 179/3 gibi hapis cezası öngören bir hüküm bakımından mahkûmiyetin soyut değerlendirmelere değil, kesin ve denetlenebilir verilere dayanması gerekir.

Kurul, sanığın yalnızca alkollü olmasının yanında başka trafik kurallarını ihlal etmiş bulunmasının da her durumda otomatik biçimde güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğini göstermeyeceğini kabul etmiştir. Trafik kuralı ihlali ayrıca değerlendirilmelidir.

Örneğin sürücünün şerit içerisinde kalamaması, araç hâkimiyetini sağlayamaması, kırmızı ışıkları fark etmemesi, kaldırıma çıkması, zikzak çizmesi veya ciddi koordinasyon kaybını gösteren davranışlar güvenli sürüş yeteneğinin kaybına ilişkin güçlü deliller olabilir. Buna karşılık yalnızca soyut biçimde “hızlıydı” denilmesi aynı ispat gücüne sahip değildir.

TCK 179/3 bakımından failin alkol etkisi altında bulunması yanında, bunun sürüş güvenliği üzerindeki sonucu ortaya konulmalıdır. Mahkûmiyet açısından alkol ölçümü, doktor raporu, kolluğun gözlemleri, kamera görüntüsü, kaza biçimi ve sürüş davranışları gibi bütün deliller birlikte değerlendirilmelidir.

Ceza Genel Kurulu bu nedenle eksik ve soyut tespitlerden hareketle failin mutlaka güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği sonucuna ulaşılmasını hukuka uygun görmemiştir.

Karar, idari yaptırım gerektiren alkollü araç kullanma davranışı ile TCK 179/3 kapsamında ceza sorumluluğu arasında kurulması gereken ayrımın erken dönem temel içtihatlarından biridir. Ceza sorumluluğu için kanunun aradığı ek unsurun, yani emniyetli araç kullanamama hâlinin ayrıca ortaya konulması gerekmektedir.

Sonuç olarak Ceza Genel Kurulu, sanığın alkollü araç kullandığının sabit bulunmasının ve tutanakta soyut olarak süratli araç kullandığının belirtilmesinin tek başına TCK 179/3’ten mahkûmiyet için yeterli olmadığını; sanığın alkolün etkisiyle emniyetli biçimde araç sevk ve idare edemeyecek durumda olduğunun somut, kesin ve denetlenebilir delillerle belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.05.2007, E. 2007/2-103, K. 2007/111

1,04 PROMİL ALKOLLÜ VE SÜRÜCÜ BELGESİZ KİŞİNİN GÜVENLİ SÜRÜŞ YETENEĞİNİ KAYBETTİĞİNİN KABULÜYLE TCK 179/3 UYARINCA CEZALANDIRILMASI GEREKİR

Somut olayda sanığın sürücü belgesi bulunmaksızın araç kullandığı ve yapılan alkol ölçümünde 104 promil, diğer ifadeyle 1,04 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. Yerel mahkeme sanığın hukuki durumunu değerlendirirken yalnızca sürücü belgesinin bulunmamasını ve alkollü araç kullanmasını değil, bu alkol seviyesinin güvenli sürüş yeteneğine etkisini de tartışmıştır.

TCK 179/3 bakımından temel mesele, failin alkol etkisiyle emniyetli biçimde araç sevk ve idare edemeyecek durumda olup olmadığıdır. Alkollü araç kullanmak ile ceza hukuku anlamında güvenli sürüş yeteneğini kaybetmiş olarak araç kullanmak kural olarak birbirinden ayrılmalıdır.

Bununla birlikte alkol miktarı yükseldikçe kişinin sürüş yeteneği üzerindeki etkinin de daha güçlü biçimde kabul edilmesi mümkündür. Yargıtay uygulamasında özellikle 1,00 promilin üzerinde ölçülen alkol düzeyleri, güvenli sürüş yeteneğinin kaybedilmesi bakımından önemli bir eşik olarak kabul edilmiştir.

Somut olayda sanığın alkol oranının 1,04 promil olduğu belirlenmiştir. Bu oran, sürücünün dikkat, algı, refleks ve psikomotor koordinasyonunun güvenli araç kullanımını sağlayamayacak derecede etkilenmiş olduğunun kabulüne esas alınmıştır.

Sanığın sürücü belgesinin bulunmaması ise tek başına TCK 179/3’ün oluşmasının nedeni değildir. Ehliyetsiz araç kullanmak başka bir hukuki ihlal niteliğindedir. Ancak somut olayda sürücü belgesizliğe ek olarak 1,04 promil alkol tespit edilmiş ve sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği kabul edilmiştir.

Bu nedenle mahkemenin yalnızca “sanık trafik kazası yapmamıştır” veya “başka bir araca çarpmamıştır” gerekçesiyle beraat sonucuna ulaşması mümkün değildir. TCK 179/3 bakımından suçun oluşması için bir kaza veya zarar neticesinin meydana gelmesi aranmaz.

Fail, güvenli biçimde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olduğunu bilmesine rağmen aracı kullanmaya başladığı anda suçun maddi ve manevi unsurları gerçekleşebilir. Kanunun amacı zarar ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek değil, bu ölçüde tehlikeli durumda araç kullanılmasını bağımsız olarak cezalandırmaktır.

Sonuç olarak Yargıtay, 1,04 promil alkollü olduğu belirlenen ve sürücü belgesi de bulunmayan sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğinin kabul edilmesi gerektiğini; bu durumda TCK 179/3 kapsamında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğini kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 23.02.2012, E. 2011/12992, K. 2012/5144

ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMAK TEK BAŞINA TCK 179/3 İÇİN YETERLİ DEĞİLDİR; GÜVENLİ SÜRÜŞ YETENEĞİNİN KAYBEDİLDİĞİ BELİRLENMEDEN CEZA VERİLEMEZ

Somut olayda sanığın alkollü olarak araç kullandığı tespit edilmiş ve bu nedenle hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kamu davası açılmıştır. İlk derece mahkemesi, alkol tespitini sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğinin göstergesi olarak kabul ederek mahkûmiyet hükmü kurmuştur.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi ise TCK 179/3’ün lafzına dikkat çekmiştir. Maddede “alkollü araç kullanan kişi” cezalandırılmamış; alkol etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişi yaptırıma bağlanmıştır.

Bu nedenle iki aşamalı bir değerlendirme yapılmalıdır. Öncelikle sürücünün alkol aldığı tespit edilmeli, ardından bu alkol düzeyinin somut olayda kişinin güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldırıp kaldırmadığı belirlenmelidir.

Sürücünün yalnızca yasal idari sınırın üzerinde alkollü olması, her olayda ceza hukuku bakımından TCK 179/3’ün oluştuğu anlamına gelmez. İdari yaptırım bakımından kabul edilen alkol sınırı ile ceza sorumluluğunun koşulları birbirinden farklıdır.

Özellikle nispeten düşük veya orta seviyedeki alkol oranlarında sürücünün dışa yansıyan davranışları önem taşır. Şerit takibi yapamama, zikzak çizme, trafik işaretlerini algılayamama, yürürken denge kaybı, konuşma bozukluğu, koordinasyon güçlüğü veya kaza biçimi gibi veriler güvenli sürüş yeteneğinin kaybedildiğinin belirlenmesinde kullanılabilir.

Buna karşılık böyle bir tespit bulunmaksızın yalnızca alkol ölçüm tutanağı üzerinden mahkûmiyet kurulması suçun kanuni unsurunun varsayımla tamamlanması anlamına gelir. Ceza yargılamasında ise mahkûmiyet varsayıma değil, kesin ve yeterli delile dayanmalıdır.

Daire bu nedenle trafik güvenliğinin gerçekten ceza hukuku anlamında tehlikeye düşürülüp düşürülmediğinin ve sanığın alkol etkisiyle güvenli araç kullanma yeteneğini kaybedip kaybetmediğinin belirlenmesini zorunlu görmüştür.

Sonuç olarak Yargıtay, salt alkollü araç kullanmanın TCK 179/3 kapsamında mahkûmiyet için yeterli olmadığını; sanığın alkol etkisiyle emniyetli biçimde araç sevk ve idare edemeyecek durumda olduğunun ayrıca belirlenmesi gerektiğini ve bu unsur ortaya konulmadan ceza verilemeyeceğini kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 16.01.2007, E. 2007/36, K. 2007/137

ALKOL ORANI 1,00 PROMİLİN ALTINDA KALDIĞINDA, GÜVENLİ SÜRÜŞ YETENEĞİNİN KAYBEDİLDİĞİ DIŞA YANSIYAN DAVRANIŞLAR VE SOMUT OLAY BULGULARIYLA ORTAYA KONULMALIDIR

TCK 179/3 uygulamasında sürücünün kanındaki alkol düzeyi belirleyici delillerden biridir. Bununla birlikte özellikle 1,00 promilin altında bulunan alkol oranlarında yalnızca sayısal ölçümden hareketle güvenli sürüş yeteneğinin kesin biçimde kaybedildiği sonucuna ulaşılması her durumda mümkün değildir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bu tür olaylarda alkol oranıyla birlikte sürücünün olay sırasındaki fiilî durumunun da değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Bu değerlendirme, sürücünün dikkat, algı, refleks, denge ve psikomotor koordinasyonunun ne ölçüde etkilendiğinin belirlenmesine yöneliktir.

Bu nedenle sürücünün araç kullanırken şerit ihlalleri yapması, trafik kontrol noktasını fark edememesi, zikzak çizmesi, aracı kontrol edememesi veya olağan dışı sürüş davranışları göstermesi önemli delil niteliğindedir. Aynı şekilde trafik görevlilerinin sürücünün konuşma ve yürüyüş biçimine ilişkin gözlemleri de değerlendirilebilir.

Alkol oranı düştükçe güvenli sürüş yeteneğinin kaybedildiğini gösteren ilave delillerin önemi artmaktadır. Çünkü aynı alkol düzeyi farklı kişiler üzerinde farklı etkiler yaratabilir. Kişinin yaşı, vücut yapısı, alkol toleransı, sağlık durumu ve tüketim biçimi gibi faktörler sürüş yeteneği üzerindeki etkiyi değiştirebilir.

Bu nedenle ceza mahkemesi, salt promil değerini mekanik biçimde uygulamak yerine olayın bütün özelliklerini değerlendirmelidir. Gerektiğinde doktor muayenesi, Adli Tıp değerlendirmesi, kamera görüntüsü, trafik tutanağı ve tanık anlatımları birlikte ele alınmalıdır.

Buna karşılık bu değerlendirme, 1,00 promilin altındaki her sürücünün otomatik olarak suçsuz kabul edileceği anlamına da gelmez. Düşük bir alkol oranı bulunmasına rağmen kişinin fiilen güvenli araç kullanma yeteneğini kaybettiğini açıkça gösteren davranışlar varsa TCK 179/3 uygulanabilir.

Örneğin 0,80 promil alkollü bir sürücünün aracı kontrol edememesi, sürekli şerit ihlali yapması ve trafik görevlilerince ciddi koordinasyon kaybı içerisinde bulunduğunun belirlenmesi hâlinde, alkol oranının 1,00 promilin altında olması tek başına beraat nedeni değildir.

Dolayısıyla TCK 179/3 açısından ölçüt, yalnızca “kaç promil?” sorusunun cevabı değil; bu seviyedeki alkolün somut sürücü üzerinde güvenli araç kullanma yeteneğini ortadan kaldırıp kaldırmadığıdır.

Sonuç olarak Yargıtay uygulamasında, 1,00 promilin altında alkol tespit edilen sürücüler bakımından güvenli sürüş yeteneğinin kaybedildiğinin yalnızca alkol miktarından hareketle kabul edilemeyeceği; sürücünün dışa yansıyan davranışları, trafik içerisindeki hareketleri, tıbbi bulguları ve diğer somut deliller birlikte değerlendirilerek TCK 179/3’ün oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 23.02.2012, E. 2011/12992, K. 2012/5144

TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA SUÇU İLE TAKSİRLE ÖLÜM VEYA YARALAMA AYNI FİİLDEN DOĞMUŞSA, TCK 44 UYARINCA DAHA AĞIR CEZAYI GEREKTİREN SUÇTAN HÜKÜM KURULMALIDIR

Somut olayda sanığın trafik güvenliğini tehlikeye sokacak durumda araç kullanması sonucunda birden fazla kişinin ölümü ve yaralanması meydana gelmiştir. Sanığın eylemi bir yandan TCK 179 kapsamında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun unsurlarını oluştururken, diğer taraftan ölüm ve yaralanma neticeleri nedeniyle taksirle öldürme ve yaralama hükümlerini de gündeme getirmiştir.

Yerel mahkeme sanığı hem taksirle ölüm ve yaralamaya neden olma suçundan hem de ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırmıştır.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi bu uygulamanın TCK’nın fikri içtima hükümleriyle bağdaşmadığını kabul etmiştir. Tek bir fiilin birden fazla farklı suç tipini ihlal etmesi hâlinde TCK 44 uyarınca yalnızca en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerekir.

Somut olayda trafik güvenliğini tehlikeye sokan sürüş ile ölüm ve yaralanmaya neden olan hareket birbirinden ayrı bağımsız eylemler değildir. Aynı araç kullanma davranışı hem trafik güvenliği bakımından tehlike yaratmış hem de ağır zarar neticelerini doğurmuştur.

Bu nedenle sanık hakkında hem TCK 179’dan hem de TCK 85 kapsamında ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulması aynı fiilin iki kez cezalandırılması sonucunu doğuracaktır.

Daire, bu durumda daha ağır yaptırımı öngören taksirle birden fazla kişinin ölümüne veya bir kişinin ölümüyle birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma hükmünün uygulanması gerektiğini belirtmiştir.

TCK 179 bakımından suçun tamamlanması için ölüm veya yaralanma sonucunun meydana gelmesi şart değildir. Ancak böyle bir zarar sonucu aynı eylemden doğduğunda içtima kurallarının ayrıca uygulanması gerekir.

Bu yaklaşım özellikle alkollü araç kullanan sürücünün aynı sürüş sırasında ölümlü veya yaralamalı kazaya sebebiyet verdiği olaylarda önem taşımaktadır. Önce her suçun unsurlarının ayrı ayrı oluşup oluşmadığı belirlenmeli, daha sonra aynı fiilden kaynaklanan suçlar arasında TCK 44 uygulanmalıdır.

Sonuç olarak Yargıtay, tek bir araç kullanma fiilinin hem TCK 179 kapsamında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu hem de taksirle ölüm ve yaralama suçunu oluşturması hâlinde sanığın her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılamayacağını; TCK 44 uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerektiğini kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 13.11.2007, E. 2007/9982, K. 2007/8317

SALT ALKOLLÜ ARAÇ KULLANILMASI TCK 179/3 İÇİN YETERLİ DEĞİLDİR; TRAFİK GÜVENLİĞİNİN TEHLİKEYE DÜŞTÜĞÜ VE GÜVENLİ SÜRÜŞ YETENEĞİNİN KAYBEDİLDİĞİ SAPTANAMAZSA BERAAT KARARI VERİLMELİDİR

Somut olayda sanığın alkollü olarak araç kullandığı tespit edilmiş ve bu nedenle hakkında TCK 179 kapsamında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan yargılama yapılmıştır. Dosyada sanığın alkollü olduğuna ilişkin ölçüm bulunmakla birlikte, bu durumun onun emniyetli biçimde araç sevk ve idare etme yeteneğini ortadan kaldırdığına ilişkin ayrıca somut bir tespit bulunmamaktadır.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, TCK 179/3’te cezalandırılan davranışın yalnızca “alkollü araç kullanmak” olmadığını özellikle belirtmiştir. Suçun meydana gelebilmesi için kişinin alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle güvenli biçimde araç kullanamayacak durumda olmasına rağmen aracı kullanması gerekir.

Dolayısıyla sürücünün kanında veya nefesinde alkol tespit edilmesi, özellikle ceza hukuku bakımından tek başına mahkûmiyet sebebi sayılamaz. Alkol miktarının sürücünün dikkat, refleks, algılama ve araç hâkimiyeti üzerinde suçun kanuni unsurunu oluşturacak derecede etkili olduğunun ortaya konulması gerekir.

Bu ayrım, idari yaptırım ile ceza sorumluluğunun birbirinden ayrılması bakımından önemlidir. Karayolları Trafik Kanunu uyarınca belirli bir alkol seviyesinde araç kullanılması idari yaptırıma tabi tutulabilir. Ancak bu durum, aynı davranışın mutlaka TCK 179/3 kapsamında suç oluşturduğu sonucuna götürmez.

Somut olayda sanığın zikzak çizdiği, araç hâkimiyetini kaybettiği, trafik işaretlerine uyamadığı, başka araçları tehlikeye düşürdüğü veya alkol etkisi nedeniyle yürümekte ve konuşmakta güçlük çektiği yönünde bir tespit ortaya konulmamıştır.

Bu nedenle sanığın sırf alkollü araç kullandığı gerekçesiyle mahkûm edilmesi, TCK 179/3’te kanunun ayrıca aradığı “emniyetli şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olma” unsurunun varsayımla kabul edilmesi sonucunu doğuracaktır.

Yargıtay ceza sorumluluğunun böyle bir varsayıma dayandırılamayacağını; alkolün sürüş yeteneğini ceza hukuku bakımından gerekli düzeyde ortadan kaldırdığının belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay, trafik güvenliğini tehlikeye düşürdüğü ve alkol etkisi nedeniyle emniyetli araç kullanma yeteneğini kaybettiği tespit edilemeyen kişinin salt alkollü araç kullanması nedeniyle TCK 179/3 uyarınca cezalandırılamayacağını ve suçun unsurları oluşmadığında beraat kararı verilmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 16.01.2007, E. 2007/36, K. 2007/137

ALKOLLÜ OLDUĞU SABİT OLAN SÜRÜCÜNÜN EMNİYETLİ ARAÇ KULLANAMAYACAK DURUMDA OLDUĞUNA İLİŞKİN BİLGİ, BELGE VE UZMAN RAPORU BULUNMADIĞINDA TCK 179/3’TEN MAHKÛMİYET KURULAMAZ

Somut olayda sanığın alkollü biçimde araç kullandığı tartışmasızdır. Kolluk tarafından yapılan tespitlerde sanığın alkollü olduğu belirlenmiş ve hastanede düzenlenen raporda da ileri derecede alkollü bulunduğu ifade edilmiştir.

Bununla birlikte uyuşmazlık, sanığın yalnızca alkollü olup olmadığı konusunda değil, bu alkolün etkisi nedeniyle emniyetli şekilde araç kullanamayacak durumda olup olmadığı noktasında toplanmıştır.

Dosya kapsamındaki olay tutanağında sanığın hızlı araç kullandığı belirtilmişse de aracın hızının kaç kilometre olduğu yönünde herhangi bir somut tespit yapılmamıştır. Sanık hakkında sürat nedeniyle idari yaptırım da uygulanmamıştır. Trafik görevlilerince yapılan işlemlerin alkollü araç kullanma ve araç üzerinde yapılan değişikliklerin tescil edilmemesiyle sınırlı kaldığı görülmüştür.

Sanığın hastanede ileri derecede alkollü olduğuna ilişkin rapor düzenlenmiş olmakla birlikte, uzman hekim tarafından sanığın alkol etkisiyle emniyetli biçimde araç kullanamayacak hâlde bulunduğuna ilişkin ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır.

Ceza Genel Kurulu, bu durumda yalnızca alkol tespitinden hareketle TCK 179/3’ün bütün unsurlarının gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğini gösteren dışa yansıyan somut belirtilerin veya bu yönde uzman değerlendirmesinin bulunması gerekir.

Özellikle sanığın araç kullanırken zikzak çizdiği, direksiyon hâkimiyetini kaybettiği, başka araçların üzerine sürdüğü, trafik ışıklarını fark edemediği ya da konuşma, denge ve koordinasyonunun ciddi biçimde bozulduğu yönünde somut bir belirleme bulunmamaktadır.

Aynı şekilde olay tutanağındaki “süratliydi” şeklindeki genel tespit de kendi başına suçun oluşması için yeterli görülmemiştir. Hızın ne olduğu belirlenmeden, bu hususun TCK 179/3’te aranan güvenli sürüş yeteneği kaybına kesin delil yapılması mümkün değildir.

Ceza yargılamasında mahkûmiyet için suçun bütün unsurlarının her türlü şüpheden uzak biçimde ortaya konulması gerekir. Alkol kullanıldığı sabit olsa dahi kanunun ayrıca aradığı sürüş elverişsizliği kanıtlanamamışsa şüphe sanık lehine değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak Ceza Genel Kurulu, alkollü araç kullandığı sabit olan sanığın emniyetli şekilde araç kullanamayacağına ilişkin herhangi bir somut bilgi veya belgenin, uzman hekim raporunun ya da dışa yansıyan belirgin davranışın bulunmaması hâlinde TCK 179/3 uyarınca cezalandırılamayacağını ve beraat sonucuna ulaşılması gerektiğini kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.05.2007, E. 2007/2-103, K. 2007/111

ALKOL ORANI 1,00 PROMİLİN ALTINDA KALAN SÜRÜCÜNÜN GÜVENLİ SÜRÜŞ YETENEĞİNİ KAYBETTİĞİ SOMUT BULGULARLA KANITLANAMAZSA TCK 179/3’TEN BERAAT GEREKİR

TCK 179/3 bakımından özellikle 1,00 promilin altında kalan alkol seviyelerinde sürücünün fiilî durumunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Bu alkol seviyelerinde kişiden kişiye değişebilen etkiler ortaya çıkabileceğinden, yalnızca promil değerinden hareketle kişinin kesin biçimde emniyetli araç kullanamayacağı sonucuna ulaşılamaz.

Yargıtay uygulamasında bu durumda sürücünün olay sırasındaki davranışlarının önemi artmaktadır. Sürücünün yol çizgilerini takip edip edemediği, aracını şeridinde tutup tutamadığı, trafik işaretlerine tepki verebilip veremediği ve direksiyon hâkimiyetinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Bunun yanında kolluk görevlilerinin sanığın fiziksel durumuna ilişkin gözlemleri de önem taşır. Konuşmanın peltekleşmesi, ayakta durmakta güçlük, yalpalama, denge kaybı, bilinç bulanıklığı ve reflekslerde belirgin zayıflama gibi bulgular alkolün güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldırdığını destekleyebilir.

Buna karşılık bu tür bulgular bulunmuyor ve kişinin sürüşünde de tehlikeli bir davranış belirlenemiyorsa, yalnızca idari sınırın üzerinde alkol tespit edilmiş olması TCK 179/3 bakımından yeterli kabul edilemez.

Özellikle alkol oranının düşük olduğu olaylarda, sürüş yeteneğinin kaybedildiğine ilişkin bulguların daha açık ve kesin olması gerekir. Alkol miktarı azaldıkça, sürücünün emniyetli sürüş yeteneğini kaybettiğine ilişkin dışa yansıyan delillerin ispat değeri artmaktadır.

Mahkemenin bu tür bir dosyada yalnızca alkol ölçüm tutanağını esas alarak mahkûmiyet kurması, idari trafik ihlali ile ceza suçunu birbirine karıştırmak anlamına gelir. TCK 179/3, alkollü araç kullanımının her biçimini cezalandıran genel bir norm değildir.

Ayrıca bir trafik kazasına karışılmış olması da her durumda sonucu değiştirmez. Kaza failin kusurundan kaynaklanmamışsa veya alkolün sürüş yeteneği üzerindeki etkisi ayrıca tespit edilemiyorsa, sırf kazaya karışılmış olması TCK 179/3’ten mahkûmiyet için yeterli değildir.

Sonuç olarak Yargıtay uygulamasında, 1,00 promilin altında alkol tespit edilen sürücünün güvenli araç kullanma yeteneğini kaybettiği dışa yansıyan davranışlar, tıbbi bulgular, sürüş biçimi veya diğer somut delillerle ispatlanamadığı takdirde TCK 179/3’ten mahkûmiyet kurulamayacağı ve beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 16.01.2007, E. 2007/36, K. 2007/137

ALKOLLÜ SÜRÜCÜNÜN TRAFİK KURALINI İHLAL ETMİŞ OLMASI DA TEK BAŞINA TCK 179/3’ÜN UNSURLARININ OLUŞTUĞUNU GÖSTERMEZ

Somut olayda sanığın alkollü biçimde araç kullandığı ve olay sırasında trafik kurallarına aykırı bazı davranışlarda bulunduğu ileri sürülmüştür. Bu olgular nedeniyle sanığın TCK 179/3 kapsamında cezalandırılması talep edilmiştir.

Ceza Genel Kurulu, alkollü araç kullanılmasıyla birlikte trafik kuralı ihlalinin bulunmasının mahkûmiyet yönünde önemli bir delil olabileceğini, ancak bu iki olgunun birlikte bulunmasının dahi her durumda suçun oluştuğunu göstermeyeceğini kabul etmiştir.

TCK 179/3 bakımından asıl araştırılması gereken, failin alkolün etkisiyle emniyetli şekilde araç sevk ve idare edemeyecek bir duruma düşüp düşmediğidir. Trafik kuralı ihlali ise bu değerlendirmenin delillerinden yalnızca biridir.

Örneğin hız sınırının az miktarda aşılması, sinyal verilmemesi veya teknik nitelikteki başka bir trafik ihlali, sürücünün mutlaka alkol etkisiyle güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğini göstermez. Bu davranışların ayık sürücüler tarafından da gerçekleştirilebilmesi mümkündür.

Bu nedenle trafik kuralı ihlaliyle alkol etkisi arasında somut bağlantı kurulmalıdır. Sanığın neden söz konusu kuralı ihlal ettiği, ihlalin sürüş kabiliyetindeki azalmadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve kişinin araç hâkimiyetinde başka bozukluklar bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmelidir.

Somut olayda sanığın süratli araç kullandığı ileri sürülmesine rağmen hız miktarı belirlenmemiş, bu nedenle sanık hakkında hız ihlali yönünden bir işlem de yapılmamıştır. Böyle bir durumda “süratliydi” şeklindeki soyut değerlendirmenin TCK 179/3 bakımından belirleyici delil yapılması mümkün görülmemiştir.

Aynı şekilde sanığın alkollü olduğuna ilişkin rapor bulunması fakat emniyetli araç kullanamayacağına ilişkin uzman raporunun bulunmaması da suçun kanuni unsurunun kanıtlanması bakımından eksiklik oluşturmaktadır.

Ceza Genel Kurulu, bu nedenlerle alkol tespiti ile trafik kuralı ihlalini mekanik biçimde bir araya getirerek mahkûmiyet sonucuna ulaşılmasına karşı çıkmıştır. Bütün deliller failin somut sürüş kabiliyeti bakımından birlikte değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak Ceza Genel Kurulu, sanığın alkollü araç kullanmasının ve bazı trafik kurallarını ihlal ettiğinin ileri sürülmesinin tek başına TCK 179/3’ten mahkûmiyet için yeterli olmadığını; güvenli sürüş yeteneğinin kaybedildiği somut biçimde kanıtlanamadığı takdirde suçun unsurlarının oluşmayacağını ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.05.2007, E. 2007/2-103, K. 2007/111

TCK 179/3 Alkol Oranına Göre Yargıtay Uygulama Tablosu

TCK 179/3 Alkol Oranına Göre Yargıtay Uygulama Tablosu
Somut Durum Yargıtay Nitelendirmesi Gerekçenin Özü
1,00 promil ve üzeri alkol Güvenli sürüş yeteneği kaybedilmiş kabul edilir Adli tıp verilerine dayanan yerleşik ölçüt
1,00 promilin altında alkol, dış belirti yok Suç oluşmaz Yalnızca sayısal ölçümle mahkumiyet kurulamaz
1,00 promilin altında alkol, zikzak ve şerit ihlali TCK 179/3 Dışa yansıyan davranışlar yeteneğin kaybını gösterir
Yüksek promil ancak tutanakta gözlem yok Adli Tıp görüşü alınmadan beraat verilemez Alkol düzeyinin etkisi bilimsel olarak değerlendirilir
Alkollü sürücünün trafik kuralını ihlali Tek başına yeterli değil İhlalin alkolün etkisinden kaynaklandığı ortaya konulmalı
Alkollü sürüşün ölüm veya yaralanmayla sonuçlanması TCK 44 fikri içtima Yalnızca en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulur

Serinin diğer yazıları için TCK 179/2 tehlikeli araç kullanma suçu, TCK 179/1 trafik işaretlerine müdahale ile kaza sonrası süreç için trafik kazası avukatı rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:

Sık Sorulan Sorular

TCK 179/3 nedir?

TCK 179/3, alkol, uyuşturucu madde veya başka bir nedenle emniyetli biçimde araç kullanamayacak halde olmasına rağmen araç kullanmayı düzenler; cezası ikinci fıkraya göre 2 yıla kadar hapistir.

Kaç promil alkol suç oluşturur?

Yerleşik Yargıtay uygulamasında 1,00 promil ve üzeri alkol, güvenli sürüş yeteneğinin kaybedildiğinin kabulü için yeterli sayılır. 1,00 promilin altında ise zikzak çizme, şerit ihlali ve kaza gibi dışa yansıyan davranışlarla ispat aranır; 0,50 promil sınırı yalnızca idari cezanın ölçüsüdür.

0,50 ile 1,00 promil arasında ceza davası açılır mı?

Suç, ancak dışa yansıyan davranışlar veya kaza biçimiyle güvenli sürüş yeteneğinin kaybedildiği ortaya konulursa oluşur; tutanakta gözlem yoksa mahkumiyet kurulamaz. İdari para cezası ve ehliyetin geri alınması ise her halde uygulanır.

Alkollü araç kullanmanın cezası ne kadar?

Ceza 1 aydan 2 yıla kadar hapistir; seri muhakeme kabul edilirse yarı oranında indirilir ve çoğu dosyada adli para cezasına çevrilir veya HAGB uygulanır. Ayrıca idari para cezası ve 6 ay, 2 yıl veya 5 yıl süreyle ehliyetin geri alınması söz konusudur.

Ehliyetim ceza mahkemesince alınır mı?

Hayır. TCK 53/6 belge geri alınmasını yalnızca taksirli suçlar için öngörür; ehliyetin geri alınması Karayolları Trafik Kanunu uyarınca idari süreçte yürütülür ve itirazı sulh ceza hakimliğine yapılır.

Seri muhakeme teklifini kabul etmeli miyim?

Teklif cezayı yarıya indirir ve dosyayı hızla kapatır; ancak ispat zayıfsa (düşük promil, gözlemsiz tutanak) reddedip yargılamada beraat aramak daha doğru olabilir. Karar, dosyanın delil durumuna göre verilmelidir.

Uyuşturucu kullandıktan sonra araç kullanmak suç mu?

Maddenin etkisiyle güvenli sürüş yeteneği kaybedilmişse TCK 179/3 oluşur; ancak kan veya idrarda madde tespiti tek başına yetmez, etkinin sürüşe yansıdığı ortaya konulmalıdır. Kullanım fiili ayrıca uyuşturucu kullanma suçu yönünden değerlendirilir.

Alkollü kaza yapıp birini yaralarsam ceza ne olur?

Aynı fiilden doğan suçlar arasında TCK 44 uyarınca yalnızca en ağır cezayı gerektiren hüküm uygulanır; taksirle yaralama veya öldürme devreye girer ve alkollü olma bilinçli taksir olarak cezayı artırır.

TCK 179/3 davasında avukat desteği neden önemli?

Promil değeri, tutanağın içeriği ve ölçüm usulünün denetimi ile seri muhakeme kararı; beraat ile sabıka arasındaki farkı belirler. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; trafik güvenliğini tehlikeye sokma, alkollü araç kullanma ve taksirli suçlarda müdafilik görevi yürütmekte, seri muhakeme ve HAGB süreçlerinde savunma yürütmektedir. Bu yazı, TCK 179/3 alkollü ve uyuşturucu etkisinde araç kullanma suçu konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.

TCK 179/3 Alkollü Araç Kullanma Dosyasında Ankara Ceza Avukatı Desteği

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma dosyalarında kast denetimi, promil ve dışa yansıyan davranış delillerinin sorgulanması ile seri muhakeme ve HAGB tercihi sonucu kökten değiştirir. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu TCK 179 rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.

Ankara Avukat

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2026 My Blog — Tüm hakları saklıdır.