
TCK 179/2 Güncelleme Tarihi: 31 Ağustos 2026 | Av. Çağrı Ayboğa
TCK 179/2 nedir? TCK 179/2, kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etmeyi düzenler; cezası iki yıla kadar hapistir ve alt sınır bir aydır. Suç kasten işlenir: Her trafik kuralı ihlali suç değildir, failin tehlikeli sürüşü bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi ve somut bir tehlikenin doğması aranır. Dikkatsizlikle kırmızı ışığın fark edilmemesi suç oluşturmazken, ışığın bilerek ihlali suçu oluşturur. Dosyalar seri muhakeme usulüyle yürütülür.
Trafikte her hata suç olsaydı ceza mahkemeleri sürücülerle dolar taşardı. Kanun koyucu bu yüzden bir eşik koymuştur: Dikkatsizlik idari cezanın, bilinçli tehlikeli sürüş ise ceza hukukunun konusudur. trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu TCK 179 sisteminin bu eşiği kuran fıkrası TCK 179/2, alkollü araç kullanma dahil bütün tehlikeli sürüş dosyalarının ceza ölçüsüdür.
Bu yazıda kast şartını, somut tehlike ölçütünü, ulaşım aracı kavramının genişliğini, seri muhakeme sürecini ve Ceza Genel Kurulu kararı dahil on emsal Yargıtay kararını birebir metinleriyle inceliyoruz. Alkol ve uyuşturucu etkisiyle araç kullanma için TCK 179/3 alkollü araç kullanma suçu rehberimize bakabilirsiniz.
İçindekiler
TCK 179/2 Nedir?
TCK 179/2, ulaşım aracının kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idaresini cezalandırır ve üç unsura dayanır. Ulaşım aracı: Kara, deniz, hava ve demiryolu araçlarının tamamı; motorlu olması şart değildir, at arabası dahi kapsamdadır. Tehlikeli sevk ve idare: Aracın kullanım biçiminin kişiler bakımından somut bir tehlike yaratması; kural ihlalinin varlığı yetmez, tehlikenin doğması aranır. Kast: Failin aracı tehlikeli biçimde kullandığını bilmesi ve istemesi ya da en azından tehlikeyi öngörmesine rağmen sürüşü sürdürmesi. Ceza Genel Kurulunun aşağıda birebir verdiğimiz kararı bu çizgiyi netleştirir: Trafik ışığını fark etmeyen sürücü kasten değil taksirle hareket etmiştir ve suç oluşmaz.
TCK 179 Kanun Metni
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 179. maddesinin yürürlükteki tam metni aşağıdadır; bu yazının konusu işaretlenmiştir. Resmi metin için mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Kanuna bakabilirsiniz.
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Madde 179 – (1) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
Kast, Somut Tehlike ve Ulaşım Aracı Kavramı
- Kast ve taksir sınırı: Kırmızı ışıkta bilerek geçmek, kontrol noktasına aşırı hızla girmek ve görevlinin üzerine sürmek bilinçli tehlikeli sürüştür; ışığı fark etmemek, sola dönüşte dikkatsizlik ve fren arızası ise taksirdir ve bu fıkradan ceza doğurmaz.
- Tek başına yetmeyen olgular: Aşağıdaki kararlara göre ters yönde sürüş, sürücü belgesinin bulunmaması ve bakımsız aracın trafiğe çıkarılması tek başına suçu oluşturmaz; yolun niteliği, trafik yoğunluğu, eksikliğin tehlikeyle nedensellik bağı ve failin bilgisi ayrıca araştırılır. Ehliyetsizliğin idari sonuçları için ehliyetsiz araç kullanma cezası yazımıza bakabilirsiniz.
- Ulaşım aracı kavramı: Kanun motorlu taşıt değil ulaşım aracı kavramını tercih etmiştir; bisiklet ve at arabası kapsamdadır, paten ve kaykay ise ulaşım aracı sayılmaz.
- Neticeli olaylarda içtima: Tehlikeli sürüş yaralanma veya ölümle sonuçlanmışsa aynı fiilden doğan suçlar arasında TCK 44 uyarınca en ağır cezayı gerektiren hüküm uygulanır. Basit yaralanmada mağdur şikayetçi değilse fail yalnızca bu fıkradan cezalandırılabilir.
TCK 179/2 Cezası Ne Kadar?
- Ceza aralığı: İki yıla kadar hapis; alt sınır TCK 49 uyarınca bir aydır.
- Seri muhakemede: Teklifin kabulü halinde belirlenen ceza yarı oranında indirilir; sonuç ceza çoğu dosyada adli para cezasına çevrilir veya HAGB ile sonuçlanır.
- Seçenek yaptırımlar: Bir yılı geçmeyen hapis adli para cezasına çevrilebilir; erteleme ve HAGB koşulları değerlendirilir.
- Sürücü belgesi: TCK 53/6 yalnızca taksirli suçlar için belge geri alınmasını öngördüğünden bu fıkradan mahkumiyet ceza hukuku yönünden belgeyi etkilemez; idari geri alma Karayolları Trafik Kanununa göre ayrıca yürür.
Şikayet, Seri Muhakeme, HAGB ve Görevli Mahkeme
- Şikayet: Suç şikayete tabi değildir; soruşturma kendiliğinden başlar ve mağdurun şikayetçi olmaması yargılamayı durdurmaz.
- Uzlaştırma: Topluma karşı işlenen bir tehlike suçu olduğundan uzlaştırma kapsamında değildir.
- Seri muhakeme: TCK 179/2 ve 179/3 CMK 250 kapsamındadır: Savcılık, şüpheliye seri muhakeme usulü teklifi yapar; müdafi huzurunda kabul edilirse ceza yarı oranında indirilerek belirlenir ve dosya hakim onayına sunulur. Teklif reddedilirse dava genel hükümlere göre açılır.
- HAGB ve seçenek yaptırımlar: Sonuç ceza iki yılı geçmediğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme gündemdedir; soruşturma aşamasında kamu davasının açılmasının ertelenmesi de değerlendirilebilir.
- Görevli mahkeme: Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir; seri muhakemede talep, hakim onayı için asliye ceza mahkemesine sunulur.
- Zamanaşımı: Dava zamanaşımı sekiz yıldır.
Avukata Sor: TCK 179/2 Dosyanızı Birlikte Değerlendirelim
Kastın ispatı ve seri muhakeme teklifini kabul edip etmeme kararı bu dosyaların iki kritik anıdır; teklif imzalandıktan sonra geri dönüş yoktur. Sorularınız için bize ulaşabilirsiniz.
Danışmanlık Ücretlidir: Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAUT) uyarınca ücrete tabidir.
TCK 179/2 Yargıtay Kararları
Aşağıdaki on emsal karar, bu hükmün uygulamadaki sınırlarını çizen kararlardır ve özet metinleri birebir aktarılmıştır.
HER TRAFİK KURALI İHLALİ TRAFİK GÜVENLİĞİNİ KASTEN TEHLİKEYE SOKMA SUÇUNU OLUŞTURMAZ; FAILİN TEHLİKELİ SEVK VE İDARE KONUSUNDA EN AZINDAN OLASI KASTLA HAREKET ETMESİ GEREKİR
Somut olayda sanık, sevk ve idaresindeki araçla ışık kontrollü dörtlü dönel kavşağa gelmiş ve kendisine yeşil ışık yanması üzerine kavşağa girmiştir. Sanık sola dönüşünü gerçekleştirdiği sırada kendi istikametine yönelik ikinci trafik ışığının kırmızı olduğunu fark etmeyerek yoluna devam etmiş, bu sırada mağdurun kullandığı aracın geçiş güzergâhına girerek maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasına neden olmuştur.
Olay sonucunda araçlarda maddi hasar meydana gelmiş ve bazı kişiler basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir şekilde yaralanmıştır. Bununla birlikte sanık soruşturmanın başlangıcından itibaren kavşak içerisindeki ikinci kırmızı trafik ışığını görmediğini, bu nedenle geçiş yaptığını savunmuştur. Dosyada sanığın söz konusu ışığı gördüğü hâlde bilinçli biçimde geçmeye karar verdiğini gösteren kesin ve inandırıcı bir delil bulunamamıştır.
Uyuşmazlık TCK 179/2 bakımından özellikle manevi unsur üzerinde yoğunlaşmıştır. Maddede, ulaşım aracının kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare edilmesi cezalandırılmaktadır. Ancak suç başlığından ve TCK’nın genel hükümlerinden de anlaşılacağı üzere bu suç taksirle değil, kasten işlenebilir.
Ceza Genel Kurulu, trafik kurallarının ihlaliyle TCK 179/2’deki suçun birbirine karıştırılmaması gerektiğini vurgulamıştır. Bir sürücünün kırmızı ışığı ihlal etmesi, hatalı sollama yapması, hız sınırını aşması veya başka bir trafik kuralına aykırı davranması her olayda otomatik olarak TCK 179/2 kapsamında cezalandırılmasını gerektirmez. Trafik kuralı ihlali dikkatsizlik veya tedbirsizlik sonucu gerçekleşmiş olabilir.
TCK 179/2’nin oluşması için failin aracını tehlikeli olabilecek şekilde kullandığını bilmesi ve istemesi ya da en azından bu tehlikeyi öngörmesine rağmen davranışını sürdürmesi gerekir. Diğer ifadeyle failin kastı yalnızca aracı kullanmaya değil, aracın başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlike yaratabilecek şekilde kullanılmasına da yönelmelidir.
Somut olayda sanığın trafik ışığını fark etmediği yönündeki savunmasının aksini ortaya koyan kesin delil bulunmaması nedeniyle kasten gerçekleştirilen bir trafik kuralı ihlalinden söz edilememiştir. Meydana gelen kazanın ağır veya tehlikeli olması da tek başına kast unsurunu yaratmamaktadır.
Ceza Genel Kurulu ayrıca yaralanan kişilerin şikâyetçi olmaması nedeniyle olayın taksirle yaralama suçu açısından da sonucunu değerlendirmiştir. Yaralanmalar basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte olup mağdurların şikâyetçi olmaması karşısında bu suç yönünden de cezalandırma koşullarının oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Kararın esas önemi TCK 179/2 ile klasik trafik kazaları arasındaki sınırı çizmesidir. Trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçu, her dikkatsiz sürüşü ceza hukuku kapsamında bağımsız bir suç hâline getiren genel bir trafik suçu değildir. Failin tehlikeli sürüş bakımından kastının ayrıca ispatlanması zorunludur.
Sonuç olarak Ceza Genel Kurulu, trafik ışığını fark etmeyerek kavşağa giren ve kazaya neden olan sürücünün, kırmızı ışığı bilerek ihlal ettiğine veya aracını kişilerin hayatı, sağlığı ya da malvarlığı bakımından tehlikeli olacak şekilde sevk ve idare etmeyi istediğine ilişkin kesin delil bulunmadığında TCK 179/2’den mahkûm edilemeyeceğini; salt trafik kuralı ihlalinin suçun kast unsurunu oluşturmayacağını kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.02.2014, E. 2013/12-1566, K. 2014/32
TERS YÖNDE ARAÇ KULLANILMASI TEK BAŞINA MAHKÛMİYET İÇİN YETERLİ DEĞİLDİR; YOLUN NİTELİĞİ, TRAFİK YOĞUNLUĞU, GİDİLEN MESAFE, KAVŞAKLAR VE SOMUT TEHLİKE ARAŞTIRILMALIDIR
Somut olayda sanığın aracıyla trafik akışına ters yönde ilerlediği kolluk görevlilerince tespit edilmiş ve hakkında trafik idari para cezası tutanağı düzenlenmiştir. Bu davranış nedeniyle sanık hakkında ayrıca TCK 179/2 kapsamında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ceza davası açılmıştır.
İlk bakışta ters yönde araç sürülmesi son derece tehlikeli bir trafik davranışıdır. Bununla birlikte Ceza Genel Kurulu, TCK 179/2’nin uygulanabilmesi için davranışın soyut olarak tehlikeli kabul edilmesinin yeterli olmadığını belirtmiştir. Somut olayın gerçekleştiği yol ve trafik koşullarının ayrıca araştırılması gerekir.
Dosyada sanığın ters yönde araç kullandığı belirlenmiş olmakla birlikte, seyir hâlinde bulunduğu yolun bölünmüş yol olup olmadığı tam olarak ortaya konulmamıştır. Bunun yanında olay saatinde trafik yoğunluğunun ne durumda olduğu, sanığın ters yönde ne kadar mesafe ilerlediği ve kullandığı güzergâhta tali yol veya kavşak bulunup bulunmadığı da yeterince araştırılmamıştır.
Bu hususlar TCK 179/2 bakımından doğrudan suçun maddi unsuruna ilişkindir. Örneğin son derece yoğun bir bölünmüş karayolunda kilometrelerce ters yönde ilerlemekle, trafiğin bulunmadığı kısa bir bağlantı bölümünde birkaç metre ters yönde gitmek aynı tehlike düzeyine sahip değildir. Her iki davranış trafik mevzuatına aykırı olabilir; ancak ceza hukukundaki TCK 179/2 bakımından ayrıca somut değerlendirme yapılmalıdır.
Ceza Genel Kurulu, “her trafik kuralı ihlalinin mutlaka kişiler bakımından tehlikeye neden olacağının söylenemeyeceği” esasından hareket etmiştir. Trafik idari yaptırımına konu olacak davranışlarla TCK 179/2 kapsamında suç oluşturan davranışların birbirinden ayrılması gerekir.
Bu nedenle olay yerinin fiziki yapısı önem taşımaktadır. Yol bölünmüş ise karşı yönden araç gelme olasılığı, sanığın ters yönde seyir mesafesi, yol üzerindeki kavşaklar, tali yollar, görüş mesafesi, trafik yoğunluğu ve olay saati gibi unsurlar birlikte değerlendirilmelidir. Bunlardan hareketle sürüşün gerçekten kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlike oluşturacak nitelikte olup olmadığı belirlenmelidir.
Kurul, eksik araştırmayla yalnızca trafik tutanağından hareket edilmesini yeterli görmemiştir. Tutanak düzenleyen görevlilerin dinlenmesi ve gerektiğinde olay yerinde keşif yapılması gerektiğini belirtmiştir. Böylece suçun somut koşulları doğrudan tespit edilmelidir.
Karar, TCK 179/2’nin bir trafik disiplin hükmü olmadığını açık biçimde göstermektedir. Karayolları Trafik Kanununda idari yaptırıma bağlanmış bir davranışın bulunması, aynı eylemin mutlaka Türk Ceza Kanunu kapsamında da suç oluşturduğu anlamına gelmez.
Sonuç olarak Ceza Genel Kurulu, ters yönde araç kullanılmasının TCK 179/2 bakımından otomatik olarak mahkûmiyet sonucunu doğurmayacağını; yolun bölünmüş olup olmadığı, olay saatindeki trafik yoğunluğu, sanığın ters yönde katettiği mesafe, güzergâhtaki kavşak ve tali yollar ile diğer bütün koşullar araştırılarak somut tehlikenin oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 11.02.2014, E. 2013/12-1567, K. 2014/63
SÜRÜCÜ BELGESİNİN BULUNMAMASI TEK BAŞINA SUÇU OLUŞTURMAZ; ANCAK EHLİYETSİZ SÜRÜCÜNÜN TERS YÖNE GİREREK BAŞKA BİR KİŞİYE ÇARPMASI SOMUT OLAYDA TEHLİKELİ SEVK VE İDARE OLARAK DEĞERLENDİRİLEBİLİR
Somut olayda sanığın sürücü belgesi bulunmaksızın motosiklet kullandığı, seyri sırasında ters yola girdiği ve mağdureye çarptığı anlaşılmıştır. Olayla ilgili düzenlenen bilirkişi raporunda sanığın sürüş biçimi ve trafik kurallarına aykırı hareketleri değerlendirilmiştir.
Yerel mahkeme sanığın sürücü belgesi bulunmadığı hâlde motosiklet kullanarak ters yola girmesi ve mağdureye çarpması biçimindeki eyleminin TCK 179/2 kapsamında suç oluşturmadığı sonucuna ulaşarak beraat kararı vermiştir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi bu değerlendirmeyi isabetli bulmamıştır. Daire öncelikle ehliyetsiz araç kullanılması ile TCK 179/2’nin birbirinden ayrılması gerektiği esasından hareket etmiştir. Sürücü belgesi bulunmaması tek başına kişinin aracını başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehlikeli şekilde sevk ve idare ettiği anlamına gelmez.
Gerçekten de bir kişinin hiç ehliyet almamış olması veya sürücü belgesinin bulunmaması idari yaptırım konusu olabilir. Bunun yanında ehliyetsiz sürücü fiilen son derece düzgün şekilde araç kullanabilir. Buna karşılık ehliyet sahibi bir sürücü, aracı TCK 179/2’nin aradığı ölçüde tehlikeli biçimde sevk ve idare edebilir. Bu nedenle belirleyici unsur ehliyet değil sürüş biçimidir.
Ancak somut olay yalnızca sanığın ehliyetsiz araç kullanmasından ibaret değildir. Sanık motosikletiyle ters yola girmiş ve mağdureye çarpmıştır. Böylece tehlikeli sürüş soyut bir trafik kuralı ihlali seviyesinde kalmamış; diğer bir kişinin beden bütünlüğü bakımından doğrudan tehlike yaratmış ve fiilen kazayla sonuçlanmıştır.
Dosyadaki bilirkişi raporunun da sanığın araç kullanma biçimine ilişkin tespitler içermesi karşısında Yargıtay, eylemin TCK 179/2 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Yerel mahkemenin suç vasfını belirlerken yalnızca ehliyetsizliğe veya kazanın niteliğine odaklanması yeterli görülmemiştir.
Karar aynı zamanda TCK 179/2 bakımından suçun somut olay üzerinden değerlendirilmesi gerektiğinin başka bir örneğidir. Tek başına “ehliyetsizdi” demek mahkûmiyet için yeterli olmadığı gibi, fail ehliyetsiz olduğu için TCK 179/2’nin uygulanamayacağını söylemek de doğru değildir. Asıl ölçüt aracın fiilen nasıl kullanıldığıdır.
Somut olayda ters yönde seyir ve bunun sonucunda bir yayaya veya diğer yol kullanıcısına çarpılması, tehlikenin fiilen gerçekleştiğini gösteren kuvvetli olgulardır. Failin sürüş biçimi bu nedenle genel trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek nitelikte kabul edilmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay, sürücü belgesiz araç kullanmanın tek başına TCK 179/2 suçunu oluşturmadığını; ancak ehliyetsiz sürücünün motosikletle ters yola girip mağdureye çarpması ve dosyadaki bilirkişi raporuyla tehlikeli sürüşün ortaya konulması hâlinde eylemin TCK 179/2 kapsamında trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçunu oluşturacağını kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 12.01.2008, E. 2007/15063, K. 2008/347
FREN ARIZASI VE YOLUN EĞİMİ NEDENİYLE MEYDANA GELEN TRAFİK KAZASINDA KAST BULUNMADIĞINDAN, TRAFİK GÜVENLİĞİNİ KASTEN TEHLİKEYE SOKMA SUÇU OLUŞMAZ
Somut olayda sanık sevk ve idaresindeki araçla seyir hâlindeyken yolun eğimli olması ve aracın frenlerinin tutmaması sonucunda önünde seyreden başka bir araca çarpmış ve maddi hasarlı trafik kazasına neden olmuştur.
Sanığın bu eylemi nedeniyle TCK 179/2 kapsamında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hukuki sorumluluğu tartışılmıştır. Uyuşmazlıkta belirleyici mesele, tehlikeli sonucun meydana gelmesinin suçun oluşması için yeterli olup olmadığı ve sanığın kastının bulunup bulunmadığıdır.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, TCK 179/2’nin kasten işlenebilen bir suç olduğunu özellikle vurgulamıştır. Fail, ulaşım aracını kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olabilecek biçimde sevk ve idare ettiğini bilmeli ve istemelidir. En azından meydana gelebilecek tehlikeyi öngörerek sürüşüne devam etmesi gerekir.
Somut olayda ise aracın tehlikeli hâle gelmesinin temel nedeni yolun eğimi ve fren sisteminde meydana gelen arızadır. Dosya kapsamında sanığın frenlerin çalışmadığını önceden bildiği hâlde buna rağmen aracı kullanmaya devam ettiği veya tehlikeli sonucu bilerek kabullendiği ortaya konulamamıştır.
Bu nedenle meydana gelen kazanın varlığı, tek başına TCK 179/2 bakımından kastın delili olarak kabul edilmemiştir. Ceza hukukunda meydana gelen sonucun ağırlığı ile failin kusur türü birbirinden ayrı değerlendirilmelidir. Ağır bir trafik kazası taksirle meydana gelebileceği gibi, kazanın meydana gelmemiş olması da bazı olaylarda TCK 179/2’nin oluşmasına engel olmayabilir.
Burada belirleyici olan failin kaza yapıp yapmaması değil, aracı tehlikeli şekilde sevk ve idare etme konusundaki iradesidir. Frenlerin öngörülemeyen biçimde devre dışı kalması nedeniyle kontrol kaybı yaşanıyorsa kasten tehlikeli sürüşten söz edilemez.
Elbette fail aracın frenlerinin bozuk olduğunu önceden biliyorsa değerlendirme farklı olabilir. Fren sistemindeki ciddi arızayı bilmesine rağmen aracı trafiğe çıkaran kişinin, bunun doğuracağı tehlikeyi öngörüp kabullenip kabullenmediği somut olayda ayrıca incelenebilir. Ancak incelenen olayda bu yönde yeterli bir tespit bulunmamaktadır.
Yargıtay bu nedenle olayın TCK 179/2 kapsamında cezalandırılmasını hukuka uygun görmemiştir. Karar, bu suçun objektif bir tehlike sorumluluğu yaratmadığını; mutlaka kastın ortaya konulması gerektiğini göstermektedir.
Sonuç olarak Yargıtay, aracın frenlerinin tutmaması ve yolun eğimli olması nedeniyle önündeki araca çarpılması biçimindeki olayda, sanığın aracını başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehlikeli şekilde sevk ve idare etmeye yönelik kastı belirlenemediği takdirde TCK 179/2 suçunun oluşmayacağını; yalnızca kazanın ve maddi hasarın meydana gelmesinin mahkûmiyet için yeterli olmadığını kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 26.03.2008, KYB No: 2008/4011, Karar No: 2008/4380
KIRMIZI IŞIKTA BİLEREK GEÇİP KAVŞAKTA GEÇİŞ HAKKI BULUNAN ARACA ÇARPAN SÜRÜCÜNÜN EYLEMİ, TEHLİKELİ SEVK VE İDARE KASTI BULUNDUĞUNDAN TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA SUÇUNU OLUŞTURUR
Somut olayda sanık, sevk ve idaresindeki araçla kavşağa yaklaşmış, kendisine kırmızı ışık yanmasına rağmen durmayarak kavşağa girmiştir. Bu sırada kavşakta geçiş hakkına sahip olan katılanın aracıyla çarpışmış ve katılanın aracında maddi hasar meydana gelmiştir.
Yerel mahkeme sanığın eyleminin TCK 179/2 kapsamında değerlendirilemeyeceğini kabul ederek beraat kararı vermiştir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi ise olayın gerçekleşme biçimi ve özellikle sanığın kırmızı ışığı bilerek ihlal etmesi üzerinde durarak bu sonucu hukuka uygun bulmamıştır.
TCK 179/2’nin uygulanabilmesi bakımından her trafik kuralı ihlalinin suç oluşturmadığı açıktır. Bununla birlikte sürücünün kendisine kırmızı ışık yandığını bildiği hâlde bilinçli biçimde kavşağa girmesi, geçiş hakkı bulunan başka araçların bulunabileceğini öngörebileceği bir ortamda gerçekleştirilmişse sıradan bir dikkatsizlikten farklıdır.
Somut olayda sanık yalnızca kavşakta küçük bir sürüş hatası yapmamış; kendisine durma yükümlülüğü getiren trafik ışığına rağmen hareketine devam etmiştir. Kavşaklarda geçiş hakkına ilişkin kuralların temel amacı, farklı yönlerden gelen araçların aynı noktaya aynı anda girmesini önleyerek çarpışma tehlikesini ortadan kaldırmaktır. Bu nedenle kırmızı ışığın bilinçli olarak ihlal edilmesi somut şartlara göre başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından ciddi tehlike yaratabilir.
Nitekim tehlike somut olayda gerçekleşmiş ve katılanın aracıyla çarpışma meydana gelmiştir. Maddi hasarın ortaya çıkması, sürüş biçiminin yalnızca teorik bir risk yaratmadığını, doğrudan başka bir yol kullanıcısının malvarlığını tehlikeye soktuğunu göstermektedir.
Daire, sanığın kastının ayrıca bir kişiyi yaralamaya veya mala zarar vermeye yönelmiş olmasının gerekmediğini değerlendirmiştir. TCK 179/2 bakımından failin tehlikeli sürüşü bilerek gerçekleştirmesi yeterlidir. Fail meydana gelecek belirli zararı istemese dahi, aracını insanların ve araçların bulunduğu kavşakta tehlikeli biçimde kullanmayı bilerek tercih etmiş olabilir.
Bu nedenle kırmızı ışıkta bilinçli geçiş ile ışığı görmemek veya dikkatsizlik sonucu ihlal etmek birbirinden ayrılmalıdır. İlk durumda TCK 179/2’nin kast unsuru oluşabilecekken, ikinci durumda yalnızca taksirli sorumluluk veya idari yaptırım gündeme gelebilir.
Sonuç olarak Yargıtay, kırmızı ışığı bilerek ihlal ederek kavşağa giren ve geçiş hakkına sahip başka bir araçla çarpışan sanığın aracını kişilerin hayatı, sağlığı ve malvarlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare ettiğinin kabul edilmesi gerektiğini ve beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 19.10.2006, E. 2006/7984, K. 2006/17047
KIRMIZI IŞIKTA DURMAYARAK KAVŞAĞA GİREN VE BAŞKA ARAÇLA ÇARPIŞAN SÜRÜCÜ, TEHLİKEYİ ÖNGÖRMESİNE RAĞMEN HAREKETİNİ SÜRDÜRMÜŞSE OLASI KASTLA TCK 179/2’DEN SORUMLUDUR
Somut olayda sanık, yönetimindeki araçla Ayaş’tan Ankara istikametine doğru seyretmektedir. Sincan ilçe merkezindeki Devlet Mahallesi ışıklı kavşağına geldiğinde kendisine kırmızı ışık yanmasına rağmen durmamış ve Devlet Mahallesi yönüne geçmek istemiştir.
Bu sırada Ankara yönünden Ayaş istikametine doğru seyreden başka bir aracın geçiş güzergâhına girmiş ve iki araç çarpışmıştır. Kaza sonucunda maddi hasar meydana gelmiştir.
Yerel mahkeme sanığın TCK 179/2 kapsamında kastla hareket etmediğini değerlendirerek beraat kararı vermiştir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi ise sanığın davranışının sıradan bir dikkat eksikliği olarak değerlendirilemeyeceğini kabul etmiştir.
Sanık kırmızı ışığı ihlal etmek suretiyle kavşağa girmiştir. Kavşağın niteliği ve farklı istikametlerden gelen araçların bulunması karşısında kırmızı ışıkta geçmesi hâlinde başka bir araçla çarpışabileceğini öngörmesi mümkündür. Buna rağmen eylemine devam etmesi, Daire tarafından TCK 179/2 bakımından en azından olası kastın varlığına elverişli görülmüştür.
Burada olası kastın konusu mutlaka kazanın meydana gelmesi değildir. Failin doğrudan amacı başka bir araca çarpmak olmayabilir. Ancak tehlikeli sürüşün yaratacağı sonucu öngörerek davranışına devam etmesi, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu bakımından yeterli olabilir.
TCK 179/2 bakımından sürücünün “nasıl olsa bir şey olmaz” düşüncesiyle bilinçli şekilde ağır trafik kuralı ihlalini sürdürmesi ile ihlalin dikkatsizlik sonucu meydana gelmesi arasında önemli fark bulunmaktadır. İlk durumda fail tehlikeli sürüşü bilerek gerçekleştirmektedir.
Somut olayda çarpışmanın fiilen meydana gelmiş olması da tehlikenin yalnızca soyut kalmadığını göstermiştir. Sanığın sürüşü başka bir aracın malvarlığı bakımından gerçek ve doğrudan risk yaratmıştır.
Yargıtay bu nedenle olayın bütün koşullarını değerlendirmeden yalnızca trafik kazası olarak görülmesini ve TCK 179/2’nin uygulanmamasını hukuka aykırı bulmuştur.
Sonuç olarak Yargıtay, kırmızı ışıkta durması gerektiğini bildiği hâlde kavşağa girerek başka bir araçla çarpışan ve bu davranışının meydana getirebileceği tehlikeyi öngörmesine rağmen sürüşünü devam ettiren sanık hakkında TCK 179/2’nin uygulanması gerektiğini kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 15.02.2007, E. 2006/8319, K. 2007/2251
TRAFİK AKIŞINI DİKKATE ALMADAN SOLA DÖNÜŞ YAPILMASININ DİKKATSİZLİKTEN KAYNAKLANDIĞI OLAYDA, KAST BULUNMADIĞINDAN TCK 179/2 UYGULANAMAZ
Somut olayda sanık, sevk ve idaresindeki araçla seyir hâlindeyken trafik akışını yeterince dikkate almadan sola dönüş yapmış ve bu nedenle maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet vermiştir.
Yerel mahkeme meydana gelen kaza ve trafik kuralı ihlalinden hareketle sanığın TCK 179/2 kapsamında trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi ise eylemin manevi unsurunun doğru belirlenmediğini ifade etmiştir. Sanığın trafik akışını dikkate almaması ve dönüş sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermemesi bir kusur oluşturmakla birlikte, bu kusurun niteliği taksirdir.
TCK 179/2 kasten işlenebilen bir suçtur. Bu nedenle failin aracı kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek biçimde sevk ve idare ettiğini bilmesi ve istemesi gerekir. Basit dikkatsizlik veya tedbirsizlik yeterli değildir.
Bir sürücünün dönüş yaparken karşıdan gelen aracı fark etmemesi, mesafeyi yanlış hesaplaması veya trafik akışını gerektiği gibi kontrol etmemesi sonucu kazaya neden olması, başka suçların veya hukuki sorumlulukların koşullarını oluşturabilir. Fakat yalnızca bu nedenle TCK 179/2’deki kasıtlı suçun meydana geldiği söylenemez.
Bu ayrım özellikle trafik kazalarında önemlidir. Aksi takdirde dikkatsizlik sonucu meydana gelen hemen her maddi hasarlı veya yaralamalı kaza, aynı zamanda trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçuna dönüşürdü. Kanun koyucu ise TCK 179/2’de açık biçimde kasıtlı tehlikeli sevk ve idareyi cezalandırmaktadır.
Somut olayda sanığın sola dönüşü bilerek tehlikeli biçimde gerçekleştirdiğine, başka araçların güvenliğini tehlikeye atacağını bildiğine veya bu sonucu kabullendiğine ilişkin yeterli tespit bulunmadığı kabul edilmiştir.
Daire bu nedenle mahkûmiyet hükmünü hukuka aykırı bulmuştur. Davranışın trafik mevzuatına aykırı ve kusurlu olması, ceza hukukunda ayrıca kast unsurunun araştırılması gerekliliğini ortadan kaldırmamaktadır.
Sonuç olarak Yargıtay, trafik akışını yeterince kontrol etmeksizin sola dönüş yaparak maddi hasarlı kazaya dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu neden olan sürücünün eyleminde TCK 179/2’nin gerektirdiği kast bulunmadığını ve yalnızca meydana gelen kazadan hareketle bu suçtan mahkûmiyet kurulamayacağını kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 16.05.2007, E. 2007/3587, K. 2007/6974
TRAFİK KONTROL NOKTASINA AŞIRI HIZLA GİRİP KENDİSİNİ DURDURMAYA ÇALIŞAN JANDARMA GÖREVLİSİNİN ÜZERİNE ARAÇ SÜREN FAILİN EYLEMİ TCK 179/2 KAPSAMINDADIR
Somut olayda sanık, emanet olarak kullandığı araçla seyir hâlindeyken Adana yolu Işıklı Köyü yol ayrımına yaklaşmıştır. Bu bölgede trafik kontrolü yapılmakta ve yol üzerinde sürücüleri kontrol noktasına karşı uyaran levhalar bulunmaktadır.
Sanık bu levhalara rağmen hızını azaltmamış ve yüksek hızla trafik kontrol noktasına girmiştir. Jandarma trafik ekibinde görevli kişi sanığı durdurmak amacıyla işaret vermiş, ancak sanık aracını görevlinin üzerine doğru sürmüştür.
Görevli son anda kenara çekilmek suretiyle aracın kendisine çarpmasını önlemiştir. Sanık ise hızını azaltmaksızın yoluna devam etmiştir.
Yerel mahkeme eylemi TCK 179/1 kapsamında değerlendirmiştir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi ise olayda trafik işaretlerini kaldırma, değiştirme, yol üzerine engel koyma veya teknik sisteme müdahale niteliğinde bir davranış bulunmadığını belirterek suç vasfının hatalı tayin edildiğini kabul etmiştir.
Somut olayın esası, sanığın kullandığı aracı kişilerin hayatı ve sağlığı bakımından doğrudan tehlike meydana getirecek biçimde sevk etmesidir. Kontrol noktasına aşırı hızla girmek ve aracın önünde duran görevliye doğru sürmeye devam etmek, araç kullanımının bizzat tehlikeli hâle geldiğini göstermektedir.
Üstelik görevlinin çarpılmaktan ancak kenara çekilerek kurtulmuş olması tehlikenin somutluğunu açıkça ortaya koymaktadır. Suçun oluşması için mutlaka çarpmanın veya yaralanmanın gerçekleşmesi gerekmez. Başkasının yaşamı veya beden bütünlüğü üzerinde ciddi ve yakın tehlike yaratılması yeterlidir.
Sanığın kontrol levhalarını görmesine rağmen hızını azaltmaması ve kendisini durdurmaya çalışan görevliye doğru aracını sürmeye devam etmesi, davranışın basit dikkatsizlik sonucu gerçekleşmediğini de göstermektedir.
Daire bu nedenle TCK 179/1 yerine ikinci fıkranın uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Araç burada bir yol engeli olarak kullanılmamış, doğrudan tehlikeli biçimde sevk ve idare edilmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay, trafik kontrol noktasına uyarı levhalarına rağmen aşırı hızla giren, kendisini durdurmaya çalışan görevlinin üzerine doğru aracını sürerek görevlinin ancak kenara kaçmak suretiyle çarpılmaktan kurtulmasına neden olan sanığın eyleminin TCK 179/2 kapsamında olduğunu kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 22.11.2006, E. 2006/4162, K. 2006/18751
TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA SUÇUNDA “ULAŞIM ARACI” KAVRAMI MOTORLU ARAÇLARLA SINIRLI DEĞİLDİR; AT ARABASI DA TCK 179/2 KAPSAMINDA ULAŞIM ARACIDIR
TCK 179/2’nin uygulanmasında uyuşmazlık yaratabilecek konulardan biri, maddede geçen “kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçları” kavramının kapsamıdır. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin değerlendirmesinde bu kavramın yalnızca otomobil, kamyon, otobüs veya motosiklet gibi motorlu taşıtlarla sınırlı olmadığı kabul edilmiştir.
Ulaşım aracının temel niteliği insan, eşya veya yükün bir yerden başka yere taşınmasına elverişli olmasıdır. Aracın hareketini içten yanmalı motor, elektrik motoru, insan gücü veya hayvan gücünden sağlaması TCK 179/2 bakımından belirleyici değildir.
Bu nedenle at arabası gibi hayvan gücüyle hareket eden taşıtlar da kara ulaşım aracı niteliğindedir. Bu araçların kamuya açık karayolunda kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli şekilde sevk ve idare edilmesi hâlinde suçun diğer koşulları da varsa TCK 179/2 uygulanabilir.
Burada önemli olan at arabasının varlığı veya kullanılması değil, tehlikeli sevk ve idare biçimidir. At arabasının olağan ve güvenli biçimde kullanılması elbette suç oluşturmaz. Buna karşılık aracın trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde kontrolsüz veya kasten tehlikeli biçimde kullanılması hâlinde motorlu araçlardan farklı bir değerlendirme yapılamaz.
Bu yaklaşım suçla korunan hukuki değerle de uyumludur. TCK 179/2’nin amacı motorlu taşıt kullanımını düzenlemek değil, ulaşım araçlarının kullanılmasından doğabilecek ciddi tehlikelere karşı insanların hayatını, sağlığını ve malvarlığını korumaktır.
Bir at arabasının, özellikle kamuya açık bir yolda kontrolsüz veya bilinçli biçimde tehlikeli şekilde sürülmesi otomobilden daha az riskli olmak zorunda değildir. Aracın ağırlığı, yükü, hızı, bulunduğu yol ve diğer yol kullanıcıları üzerindeki etkisi somut olayda değerlendirilmelidir.
Bu nedenle mahkemelerin TCK 179/2’yi uygularken “motorlu taşıt” kavramıyla “ulaşım aracı” kavramını birbirine karıştırmaması gerekir. Kanun daha geniş olan ulaşım aracı kavramını tercih etmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay, TCK 179/2’deki kara ulaşım aracının motorlu olması gerekmediğini ve at arabasının da hüküm kapsamında bir ulaşım aracı sayıldığını; bu aracın kişiler bakımından tehlikeli olabilecek biçimde sevk ve idare edilmesi hâlinde TCK 179/2’nin uygulanabileceğini kabul etmiştir.
Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 04.07.2013, E. 2012/22578, K. 2013/18367
TRAFİK GÜVENLİĞİ İÇİN GEREKLİ BAKIM VE ONARIMI YAPILMAMIŞ ARACIN TRAFİĞE ÇIKARILMASINDA, SIRF BAKIM EKSİKLİĞİ YETERLİ OLMAYIP BU DURUMUN KİŞİLERİN HAYATI, SAĞLIĞI VEYA MALVARLIĞI BAKIMINDAN TEHLİKE YARATMASI GEREKİR
TCK 179/2 uygulamasında tartışılan konulardan biri de gerekli teknik bakım ve onarım yapılmamış bir aracın trafiğe çıkarılmasıdır. Bir motorlu aracın fren, lastik, direksiyon, aydınlatma veya başka güvenlik sistemlerinde eksiklik bulunması trafik mevzuatı bakımından çeşitli yaptırımlar doğurabilir. Ancak her teknik eksiklik doğrudan ceza sorumluluğu anlamına gelmez.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin uygulamasında yalnızca aracın bakımının yapılmamış olması veya teknik yönden kusurlu bulunması yeterli görülmemektedir. TCK 179/2 bakımından bu eksikliğin aracın kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehlikeli biçimde kullanılması sonucunu doğurması gerekir.
Örneğin bakım yapılmayan bir fren sisteminin artık güvenli duruş sağlamadığı fail tarafından biliniyor ve araç buna rağmen yoğun trafik içerisinde kullanılmaya devam ediliyorsa ceza hukuku bakımından farklı bir değerlendirme yapılabilir. Buna karşılık aracın periyodik bakımının birkaç gün gecikmiş olması ve herhangi bir güvenlik riski ortaya çıkmaması doğrudan TCK 179/2 kapsamına alınamaz.
Burada failin manevi durumu da önemlidir. TCK 179/2 kasten işlenebilen bir suç olduğundan, sürücünün veya aracı sevk ve idare eden kişinin tehlikeye yol açan teknik eksikliği bilip bilmediği değerlendirilmelidir. Bilinmeyen ve öngörülmesi mümkün olmayan ani bir teknik arıza nedeniyle meydana gelen tehlike, kasten işlenen bu suçun oluşması için yeterli değildir.
Ayrıca bakım eksikliği ile ortaya çıkan tehlike arasında nedensellik bulunmalıdır. Gerekli bakım yapılmış olsaydı meydana gelmeyecek bir tehlikenin, bakım yükümlülüğünün yerine getirilmemesi sonucunda ortaya çıkması aranır. Aracın teknik eksikliği olayda hiçbir rol oynamamışsa yalnızca bakım noksanlığı nedeniyle TCK 179/2 uygulanamaz.
Bu yaklaşım, trafik mevzuatındaki idari düzenlemelerle ceza hukuku arasındaki sınırı korumaktadır. Her muayenesiz, bakımsız veya teknik kusurlu araç kullanımının TCK 179/2 kapsamında cezalandırılması, maddenin somut tehlike ve kast esasına dayanan yapısıyla bağdaşmaz.
Mahkeme bu nedenle teknik eksikliğin niteliğini, failin bunu bilip bilmediğini, aracın hangi koşullarda kullanıldığını ve söz konusu eksikliğin gerçekten kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlike meydana getirip getirmediğini birlikte değerlendirmelidir.
Sonuç olarak Yargıtay uygulamasında, bakım ve onarım eksikliği bulunan aracın trafiğe çıkarılmasının tek başına TCK 179/2 suçunu oluşturmayacağı; teknik eksikliğin güvenli sürüşü etkileyerek kişiler bakımından tehlike doğurması ve failin tehlikeli sevk ve idare bakımından gerekli kastının bulunması gerektiği kabul edilmektedir.
Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 24.01.2012, E. 2011/6135, K. 2012/1013
TCK 179/2 Yargıtay Uygulama Kriterleri Tablosu
| Somut Durum | Yargıtay Nitelendirmesi | Gerekçenin Özü |
|---|---|---|
| Kırmızı ışığı fark etmeyerek kavşağa girme | Suç oluşmaz | Kast yoktur; olay taksirli trafik kazasıdır |
| Kırmızı ışığı bilerek ihlal edip kavşağa girme | TCK 179/2 | Tehlike öngörülmesine rağmen sürüş sürdürülmüştür |
| Ters yönde araç kullanma | Somut değerlendirme | Yolun niteliği ve trafik yoğunluğu araştırılır |
| Ehliyetsiz araç kullanma | Tek başına suç oluşmaz | Tehlikeli sevk ve idare ayrıca ispatlanmalıdır |
| Fren arızası ve yol eğimi nedeniyle kaza | Suç oluşmaz | Kast unsuru bulunmamaktadır |
| Kontrol noktasına aşırı hızla girip görevlinin üzerine sürme | TCK 179/2 | Bilinçli tehlikeli sürüş |
| At arabasının tehlikeli sürülmesi | TCK 179/2 | Ulaşım aracı kavramı motorlu araçlarla sınırlı değildir |
| Bakımsız aracın trafiğe çıkarılması | Tek başına suç oluşmaz | Eksikliğin tehlike doğurması ve failin bilmesi aranır |
Serinin diğer yazıları için TCK 179/1 trafik işaretlerine müdahale suçu, TCK 179/3 alkollü araç kullanma ile neticeli olaylar için taksirle yaralama suçu rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Hukuki araçlarımızla süreçlerinizi kendiniz de takip edebilirsiniz:
Sık Sorulan Sorular
TCK 179/2 nedir?
TCK 179/2, ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde kasten sevk ve idare etmeyi düzenler; cezası 2 yıla kadar hapistir.
Kırmızı ışıkta geçmek suç mu?
Işığı fark etmeyerek geçmek taksirli bir trafik ihlalidir ve idari ceza gerektirir; ışığı bilerek ihlal edip kavşağa girmek ise Yargıtaya göre TCK 179/2 kapsamında suçtur.
Her trafik kuralı ihlali bu suçu oluşturur mu?
Hayır. Ceza Genel Kuruluna göre suç, her dikkatsiz sürüşü bağımsız suç haline getiren genel bir trafik suçu değildir; failin tehlikeli sürüşü bilerek gerçekleştirmesi ve somut tehlikenin doğması aranır.
Ehliyetsiz araç kullanmak TCK 179/2 midir?
Tek başına hayır. Sürücü belgesinin bulunmaması idari yaptırım gerektirir; suç ancak ehliyetsiz sürücünün aracı somut tehlike yaratacak biçimde kullandığı ayrıca ispatlanırsa oluşur.
Seri muhakeme nasıl işler?
Savcılık teklif yapar; müdafi huzurunda kabul edilirse ceza yarı oranında indirilerek belirlenir, adli para cezasına çevrilebilir veya HAGB uygulanabilir ve dosya hakim onayına sunulur. Kabul edilmezse dava genel hükümlere göre görülür.
Tehlikeli sürüşte kaza olursa ceza ne olur?
Yaralanma veya ölüm doğmuşsa aynı fiilden kaynaklanan suçlar arasında TCK 44 uyarınca en ağır cezayı gerektiren hüküm uygulanır; taksirle yaralama veya öldürme devreye girer. Basit yaralanmada şikayet yoksa yalnızca 179/2 uygulanır.
TCK 179/2 davasında avukat desteği neden önemli?
Kastın ispatı ve seri muhakeme teklifinin değerlendirilmesi, beraat ile sabıka arasındaki farkı belirler; teklif imzalandıktan sonra geri dönüş yoktur. Avukatlık hizmetleri TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücretlidir.
Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?
Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur ve yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ankara Barosuna kayıtlı olarak (Sicil No: 34507) Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosunun kurucu avukatı sıfatıyla ağırlıklı olarak ceza hukuku alanında çalışmakta; trafik güvenliğini tehlikeye sokma, alkollü araç kullanma ve taksirli suçlarda müdafilik görevi yürütmekte, seri muhakeme ve HAGB süreçlerinde savunma yürütmektedir. Bu yazı, TCK 179/2 tehlikeli araç kullanma suçu konusundaki güncel Yargıtay içtihatları taranarak hazırlanmıştır ve bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya özgü hukuki danışmanlık yerine geçmez.
TCK 179/2 Tehlikeli Araç Kullanma Dosyasında Ankara Ceza Avukatı Desteği
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma dosyalarında kast denetimi, promil ve dışa yansıyan davranış delillerinin sorgulanması ile seri muhakeme ve HAGB tercihi sonucu kökten değiştirir. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu TCK 179 rehberimizi inceleyebilir, dosyanız için Ankara ceza avukatı desteği alabilirsiniz.