İçeriğe geç

TCK 244 – Sistemi Engelleme, Bozma, Verileri Yok Etme Suçu 2026

TCK 244 - Sistemi Engelleme, Bozma, Verileri Yok Etme Suçu

TCK 244 Yayın Tarihi: 9 Ağustos 2026 | Yazan: Av. Çağrı Ayboğa (Ankara Barosu, Sicil No: 34507)

TCK 244, yani sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçu; bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişinin 1 yıldan 5 yıla kadar, sistemdeki verileri bozan, yok eden, değiştiren, erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren veya verileri başka yere gönderen kişinin ise 6 aydan 3 yıla kadar hapisle cezalandırıldığı bilişim suçudur. Fiilin banka, kredi kurumu veya kamu kurumuna ait sistem üzerinde işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır; bu fiillerle haksız çıkar sağlanması, başka bir suç oluşturmuyorsa 2 yıldan 6 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası gerektirir. Suç şikayete tabi değildir ve uzlaştırma kapsamında yer almaz. Sosyal medya şifresinin değiştirilerek hesabın erişilmez kılınması, Yargıtay içtihatlarında bu suçun en sık görülen halidir.

TCK 244 - Sistemi Engelleme, Bozma, Verileri Yok Etme Suçu
TCK 244 – Sistemi Engelleme, Bozma, Verileri Yok Etme Suçu

Bir sabah sosyal medya hesabınıza girmeye çalıştığınızda şifrenizin değiştirildiğini, kurtarma e-postanızın silindiğini ve hesabınızdan sizin adınıza paylaşımlar yapıldığını fark ettiğinizi düşünün. Ceza hukukunda bu tablo çoğu zaman tek bir maddeye çıkar: TCK 244. Bilgisayar sistemlerine virüs bulaştırmaktan e-Okul notlarını değiştirmeye, internet bankacılığıyla para aktarmaktan çevrim içi oyun karakterini ele geçirmeye kadar geniş bir alanı kapsayan bu suçu; madde metni, fıkra fıkra cezaları, TCK 243 ile farkı ve 12 emsal Yargıtay kararıyla birlikte inceliyoruz.

TCK 244 Nedir? Madde Metni

TCK 244, Bilişim Alanında Suçlar bölümünde yer alır ve bilişim sistemlerinin işleyişi ile içerdikleri verilerin bütünlüğünü korur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 244 metni şöyledir:

Madde 244 – (1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.

Suçun Unsurları ve Tipik Fiiller

Fail ve mağdurSuç herkes tarafından işlenebilir; mağdur, sistemin veya verinin sahibi olan gerçek ya da tüzel kişidir. Şirket içi yetkili personelin yetkisini aşarak veri silmesi de suçu oluşturabilir.
Sistemi engelleme veya bozma (244/1)DDoS saldırısıyla siteyi erişime kapatmak, virüs veya kötü amaçlı yazılımla sistemi çalışamaz hale getirmek, sunucuyu fiziken veya yazılımsal olarak devre dışı bırakmak.
Verilere müdahale (244/2)Verileri silmek, değiştirmek, şifre değiştirerek hesabı erişilmez kılmak, sisteme sahte veri yerleştirmek, dosyaları başka bir yere göndermek. Yargıtay, sosyal medya ve e-posta şifresinin değiştirilmesini bu fıkra kapsamında değerlendirir.
Manevi unsurSuç yalnızca kasten işlenebilir; sistemin izinsiz kullanıldığını ve müdahalenin hukuka aykırılığını bilmek gerekir. Taksirle veri silinmesi suç oluşturmaz.
Hukuka uygunlukSistem sahibinin rızası ve yetki kapsamında yapılan teknik işlemler (bakım, güncelleme, silme) suç oluşturmaz; yetkinin aşılıp aşılmadığı her dosyada ayrıca incelenir.

TCK 244 Cezası 2026: Fıkra Fıkra Tablo

TCK 244 Sistemi Engelleme, Bozma, Verileri Yok Etme veya Değiştirme Suçu Ceza Tablosu (2026)
Fıkra Fiil Ceza
244/1 Bilişim sisteminin işleyişini engelleme veya bozma 1 yıldan 5 yıla kadar hapis
244/2 Verileri bozma, yok etme, değiştirme, erişilmez kılma, veri yerleştirme, başka yere gönderme 6 aydan 3 yıla kadar hapis
244/3 Fiilin banka, kredi kurumu veya kamu kurumu sistemi üzerinde işlenmesi Ceza yarı oranında artırılır
244/4 Bu fiillerle haksız çıkar sağlanması (başka suç oluşturmuyorsa) 2 yıldan 6 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası

TCK 243 ile TCK 244 Farkı

TCK 243 sisteme hukuka aykırı girmeyi ve orada kalmayı, TCK 244 ise sisteme veya verilere aktif müdahaleyi cezalandırır. Başkasının hesabına şifresini ele geçirerek yalnızca girip bakmak TCK 243 kapsamındayken; şifreyi değiştirip sahibinin erişimini engellemek, veri silmek veya paylaşım yapmak TCK 244/2’ye geçer. Yargıtay içtihatlarında iki madde çoğu zaman birlikte tartışılır ve fiilin hangi aşamada kaldığı cezayı doğrudan belirler. Haksız çıkar sağlanan hallerde ise 244/4 ile bilişim sistemi aracılığıyla hırsızlık (TCK 142/2-e) ve dolandırıcılık arasındaki ayrım gündeme gelir; aşağıdaki kararlar bu ayrımların emsal haritasıdır.

Şikayet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Soruşturma usulüSuç şikayete tabi değildir; savcılık resen soruşturur. Mağdurun şikayetten vazgeçmesi davayı düşürmez.
UzlaştırmaTCK 244 uzlaştırma kapsamında değildir.
ZamanaşımıTemel hallerde dava zamanaşımı 8 yıldır; 244/4 için de üst sınır itibarıyla 8 yıllık süre uygulanır.
Görevli mahkemeYargılama asliye ceza mahkemesinde yapılır.
Delil ve IP tespitiHTS, IP ve log kayıtları belirleyicidir; ancak Yargıtay, mağdur beyanıyla bildirilen IP adresinin tek başına mahkumiyete yetmeyeceğini, kaynağının araştırılması gerektiğini vurgular.

Avukat’a Sor

Hesabınız ele geçirildiyse, verileriniz silindiyse veya TCK 244 isnadıyla karşı karşıyaysanız dosyanızı delil boyutuyla birlikte değerlendirelim.

Ankara Ceza Avukatı

Danışmanlık ücretlidir. Ücretlendirme, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak belirlenmektedir.

Emsal Yargıtay Kararları

Aşağıdaki 12 karar; şifre değiştirerek hesabı erişilmez kılma, kamu sistemine sahte veri yerleştirme, internet bankacılığıyla para aktarmada suç vasfı, IP delilinin değeri ve TCK 243-244 ayrımı başta olmak üzere maddenin uygulama haritasını çizen emsal içtihatlardır; her karar künyesiyle birlikte birebir verilmiştir.

İnternet Bankacılığı Üzerinden Başkasının Hesabındaki Paranın Aktarılması TCK M. 244/4 Değil Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle Hırsızlık Suçunu Oluşturur

Somut olayda sanık, firari diğer sanıkla birlikte hareket ederek katılan şirkete ait internet bankacılığı şifresini hukuka aykırı şekilde ele geçirmiştir. Sanıklar, bu şifreyi kullanarak şirketin banka hesabında bulunan 10.750 TL’yi sanıklardan biri adına açılmış başka bir banka hesabına havale etmiş ve aktarılan parayı aynı gün banka şubesinden çekmiştir. Uyuşmazlık, eylemin TCK m. 244/4 kapsamındaki bilişim sistemi aracılığıyla haksız yarar sağlama suçunu mu, yoksa TCK m. 142/2-e kapsamında bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu mu oluşturduğu noktasında toplanmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bilişim sistemindeki verilerin değiştirilmesi veya başka bir yere gönderilmesi sonucunda haksız yarar sağlanmasının kural olarak TCK m. 244/4 kapsamında değerlendirilebileceğini belirtmiştir. Ancak bu fıkra, failin gerçekleştirdiği fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması şartıyla uygulanabilen tali bir normdur. Bu nedenle öncelikle sanığın kastının ve suçun gerçek konusunun belirlenmesi gerekir.

Genel Kurula göre sanığın kastı, banka sistemindeki verileri başka bir yere göndermekten ibaret değildir. Sanık, verilerin temsil ettiği ve taşınır mal niteliğinde bulunan parayı mağdurun hâkimiyet alanından çıkararak kendi hâkimiyetine geçirmek amacıyla hareket etmiştir. Bilişim sistemi ise paraya ulaşılmasını ve paranın başka hesaba aktarılmasını sağlayan araç olarak kullanılmıştır.

Eylemin gerçekleştirilmesi sırasında mağdurun iradesini sakatlamaya yönelik hileli bir davranış ve mağdur tarafından gerçekleştirilen bir malvarlığı tasarrufu bulunmadığından dolandırıcılık suçunun unsurları da oluşmamıştır. Para, mağdurun rızası dışında ve bilişim sistemi kullanılmak suretiyle bulunduğu hesaptan alınmıştır. Bu nedenle eylemin TCK m. 142/2-e kapsamında bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğu ve ayrıca TCK m. 244/4’ten ceza verilemeyeceği kabul edilmiştir.

Karar, TCK m. 244/4 ile bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık arasındaki ayrım bakımından temel içtihat niteliğindedir. Bilişim sistemindeki müdahalenin sonunda elde edilen yarar, doğrudan verinin kendisinden kaynaklanıyorsa TCK m. 244/4 gündeme gelebilecek; ancak verilerin temsil ettiği para mağdurun hâkimiyetinden çıkarılıp failin hâkimiyetine geçiriliyorsa nitelikli hırsızlık hükümleri uygulanacaktır.

Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.11.2009 Tarih, E. 2009/11-193, K. 2009/268.

Elektronik Posta ve Sosyal Medya Hesabının Şifresini Değiştirerek Hesap Sahibinin Erişimini Engellemek TCK M. 244/2 Kapsamındadır

Sanık, katılana ait elektronik posta adresinin ve bu adres üzerinden oluşturulan Facebook hesabının şifrelerini kırarak hesaplara izinsiz biçimde erişmiştir. Daha sonra giriş şifrelerini değiştiren sanık, katılanın kendi elektronik posta ve sosyal medya hesaplarına ulaşmasını engellemiştir. Sanığın ayrıca katılanın arkadaş listesindeki bir kişiyi yanıltarak kendisine PTT aracılığıyla 100 TL göndermesini sağladığı belirlenmiştir.

Yerel mahkeme, hesabın ele geçirilmesi ve erişimin engellenmesi nedeniyle sanığı TCK m. 244/1’de düzenlenen bilişim sisteminin işleyişini engelleme veya bozma suçundan mahkûm etmiştir. Nitelikli dolandırıcılık eylemi bakımından da ayrıca mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Yargıtay, dolandırıcılık suçuna ilişkin mahkûmiyeti dosya kapsamına uygun bularak onamıştır.

Buna karşılık Daire, elektronik posta ve sosyal medya hesaplarının şifrelerinin değiştirilmesi eyleminin TCK m. 244/1 kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir. Birinci fıkrada korunan değer, bilişim sisteminin bütününün veya işleyişinin engellenmesi ya da bozulmasıdır. Somut olayda ise Facebook veya elektronik posta hizmetinin genel işleyişi engellenmemiş; katılana ait hesaplara ilişkin giriş verileri değiştirilerek hesap sahibinin kendi verilerine ulaşması önlenmiştir.

Şifre, bilişim sisteminde işlenen ve hesaba erişimi sağlayan bir veri niteliğindedir. Bu şifrenin hukuka aykırı biçimde değiştirilmesi, sistemdeki verinin değiştirilmesi ve hesap sahibinin verilerine erişiminin engellenmesi sonucunu doğurmaktadır. Dolayısıyla eylem, TCK m. 244/2’de seçimlik hareketler arasında sayılan verileri değiştirme veya erişilmez kılma kapsamında kalmaktadır.

Yargıtay, sanığın eyleminin maddi olay yönünden doğru belirlendiğini ancak uygulanacak fıkranın hatalı seçildiğini kabul etmiştir. Bu nedenle TCK m. 244/1 uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmü bozulmuştur. Karar, bireysel bir kullanıcı hesabına erişimin şifre değiştirilerek engellenmesinin sistemin işleyişine yönelik bir müdahale değil, sistemde bulunan verilere yönelik bir müdahale olduğunu ortaya koymaktadır.

Künye: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 20.03.2018 Tarih, E. 2017/3157, K. 2018/1848.

Mağdurun Sosyal Medya Şifresini Değiştirip Özel Görüntülerini Yayımlamak Hem TCK M. 244/2 Hem De Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunu Oluşturur

Somut olayda sanık ile mağdur arasındaki arkadaşlık ilişkisi sona ermiştir. Sanık, ilişki döneminde öğrendiği mağdura ait Facebook hesabının şifresini ayrılıktan sonra mağdurun bilgisi ve rızası dışında değiştirmiştir. Bu şekilde hesaba erişmeye devam eden sanık, mağdurun kendi sosyal medya hesabına giriş yapmasını engellemiştir.

Sanık ayrıca tarafların birlikte oldukları dönemde mağdurun bilgisi dâhilinde kaydedilmiş cinsel içerikli görüntüleri mağdura ait Facebook hesabında yayımlamıştır. Görüntülerin başlangıçta mağdurun bilgisi dâhilinde kaydedilmiş olması, bunların daha sonra sosyal medya üzerinden yayımlanmasına rıza gösterildiği anlamına gelmemektedir. Kaydetme konusundaki rıza ile başkalarına açıklama ve yayımlama konusundaki rızanın birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Yargıtay, mağdurun sosyal medya hesabının şifresinin değiştirilerek kendi hesabına erişmesinin engellenmesini TCK m. 244/2 kapsamında değerlendirmiştir. Şifrenin değiştirilmesi, bilişim sistemindeki erişim verisine müdahale edilmesi ve bu verinin hesap sahibi bakımından erişilmez hâle getirilmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle hesabın tamamen silinmiş veya sosyal medya sisteminin genel işleyişinin bozulmuş olması suçun oluşması için gerekli değildir.

Cinsel içerikli görüntülerin mağdurun rızası olmadan yayımlanması ise TCK m. 134/2’de düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmaktadır. Şifrenin değiştirilmesiyle mağdurun hesaba erişiminin engellenmesi ve özel görüntülerin başkalarının erişimine sunulması, farklı hukuki değerleri ihlal eden iki ayrı eylemdir. Bu nedenle sanık hakkında hem TCK m. 244/2 hem de TCK m. 134/2 uyarınca ayrı ayrı mahkûmiyet kurulması hukuka uygun bulunmuştur.

Daire ayrıca görüntülerin Facebook gibi belirsiz sayıdaki kişilerin görebileceği bir sosyal paylaşım sitesi üzerinden yayımlanmasının basın ve yayın yoluyla ifşa niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan belirlenen cezanın, suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK m. 134/2’nin ilgili hükmü uyarınca artırılması gerektiği ifade edilmiştir. Ancak sanık aleyhine temyiz bulunmadığından eksik ceza tayini bozma nedeni yapılmamış ve mahkûmiyet hükümleri eleştiriyle onanmıştır.

Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 24.05.2017 Tarih, E. 2015/13308, K. 2017/4272.

Kamu Kurumunun Bilişim Sistemine Sahte Veri Yerleştirip Daha Sonra Silmek TCK M. 244/2 ve M. 244/3 Kapsamında Değerlendirilmelidir

Somut olayda eczane sahibi ve eczanede çalışan sanıkların, başka bir eczaneye ait Medula sistemine giriş şifresini hukuka aykırı şekilde ele geçirdikleri belirlenmiştir. Sanıklar, kendilerine ait eczanenin şifresiyle hayalî bir reçeteyi Medula Eczane Sistemi’ne kaydetmiş; ardından şifresini ele geçirdikleri diğer eczanenin hesabından gerçek reçetenin girişini yapmışlardır. İşlemler tamamlandıktan sonra sisteme daha önce yerleştirdikleri hayalî reçeteyi silmişlerdir.

Sanıkların gerçekleştirdiği bu işlemler sonucunda hastadan alınması gereken muayene ücretinin tahsil edilmesi bir sonraki ilaç alımına kadar ertelenmiştir. Yerel mahkeme, bu ertelemenin sanıklar bakımından haksız çıkar meydana getirdiğini kabul ederek TCK m. 244/4 uyarınca mahkûmiyet hükümleri kurmuştur. Uyuşmazlık, kurumun alacağının geç tahsil edilmesinin dördüncü fıkra anlamında haksız çıkar oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmıştır.

Yargıtay, yapılan işlemlerin kamu kurumunun alacağını tamamen ortadan kaldırmadığını, yalnızca tahsilatı geciktirdiğini belirlemiştir. Dosya kapsamından sanıkların kendilerine veya başka bir kişiye somut bir haksız çıkar sağladıkları tespit edilememiştir. TCK m. 244/4’ün uygulanabilmesi için birinci veya ikinci fıkradaki hareketlerin gerçekleştirilmesi yanında bu hareketler aracılığıyla haksız bir çıkarın fiilen sağlanmış olması gerekir.

Buna karşılık sanıkların başka bir eczaneye ait şifreyi kullanarak kamu kurumunun bilişim sistemine girdikleri, sisteme sahte reçete verisi yerleştirdikleri ve amaçlarına ulaştıktan sonra bu veriyi sildikleri sabittir. Sisteme sahte veri yerleştirilmesi ve mevcut verinin silinmesi, TCK m. 244/2’de açıkça sayılan seçimlik hareketlerdendir. Bu nedenle haksız çıkar sağlanmamış olsa bile ikinci fıkradaki suç tamamlanmıştır.

Medula sisteminin kamu kurumuna ait bir bilişim sistemi olması nedeniyle TCK m. 244/3’teki nitelikli hâlin de uygulanması gerekir. Daire, sanıkların TCK m. 244/2 ve m. 244/3 kapsamında cezalandırılmaları gerekirken, gerçekleşmeyen haksız çıkar unsuruna dayanılarak m. 244/4 uyarınca mahkûm edilmelerini hukuka aykırı bulmuş ve hükümleri bozmuştur.

Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 31.05.2017 Tarih, E. 2016/12437, K. 2017/6369.

Cep Telefonundaki Dosyaları İzinsiz Kopyalayıp Daha Sonra Silmek Birden Fazla Bağımsız Suç Oluşturur

Somut olayda sanık, katılana ait cep telefonunu onun haberi ve rızası olmaksızın kendi bilgisayarına bağlamıştır. Sanık, telefonun içerisinde bulunan rehber kayıtları ile medya dosyalarının tamamını bilgisayarına aktarmış; ardından katılanın cep telefonundaki kayıtları silmiştir. Yerel mahkeme sanığın bu eylemlerini yalnızca kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçu kapsamında değerlendirmiştir.

Yargıtay, sanığın telefon içerisindeki rehber ve medya dosyalarını kendi bilgisayarına aktarmasını TCK m. 136/1 kapsamında kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme olarak kabul etmiştir. Verilerin kopyalanması için bunların mutlaka üçüncü kişilere açıklanması veya yayımlanması gerekmez. Failin, mağdurun hâkimiyetindeki kişisel verileri rızaya aykırı biçimde kendi hâkimiyet alanına geçirmesi suçun oluşması için yeterlidir.

Telefon içerisindeki özel görüntü ve medya dosyalarının incelenmesi ve ele geçirilmesi aynı zamanda mağdurun özel yaşam alanına müdahale niteliğindedir. Bu nedenle eylemin TCK m. 134/1’de düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu bakımından da değerlendirilmesi gerekir. Kişisel verilerin korunması ile özel hayatın gizliliğinin korunması farklı hukuki değerler olduğundan, şartları oluştuğunda her iki suçtan ayrı ayrı hüküm kurulmalıdır.

Sanığın dosyaları bilgisayarına aktardıktan sonra cep telefonundaki kayıtları silmesi ise ayrıca TCK m. 244/2’de düzenlenen verileri yok etme suçunu oluşturmaktadır. Verilerin başka bir ortamda kopyasının bulunması, mağdurun kendi cihazındaki kayıtların silinmiş olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Mağdurun bilişim sisteminde bulunan veriler üzerindeki tasarruf imkânının ortadan kaldırılmasıyla TCK m. 244/2’deki suç tamamlanmıştır.

Daire, sanığın eylemlerinin TCK m. 244/2, m. 134/1 ve m. 136/1 kapsamında üç ayrı suç oluşturduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte sanık hakkında yalnızca TCK m. 136/1’den mahkûmiyet kurulmuş ve hüküm aleyhe temyiz edilmemiştir. Aleyhe değiştirme yasağı nedeniyle eksik suç vasıfları bozma nedeni yapılmamış; mevcut mahkûmiyet hükmü bu husus eleştirilerek onanmıştır.

Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 18.10.2017 Tarih, E. 2016/10576, K. 2017/7642.

E-Okul Sistemindeki Not ve Devamsızlık Verilerinin Değiştirilmesinde Kamu Kurumuna Ait Sistem Artırımı Uygulanmalıdır

Sanıklar hakkında, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda kullanılan e-Okul sistemine ait şifreleri ele geçirerek öğrencilerin ders notlarını ve devamsızlık durumlarını değiştirdikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Yerel mahkeme, bilişim sistemindeki verilerin değiştirilmesi ve bu yolla haksız çıkar sağlanması suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurmuştur.

Yargıtay, öncelikle suçla bağlantılı bütün kişilerin ve soruşturma dosyalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yaş küçüklüğü nedeniyle soruşturma evrakı ayrılan suça sürüklenen çocuklar ile dosya kapsamında olaya katıldığı anlaşılan diğer kişiler hakkında dava açılıp açılmadığı araştırılmalıdır. Davaların birleştirilmesi mümkün değilse ilgili dosyalardaki delillerin onaylı örnekleri getirtilerek bütün deliller birlikte değerlendirilmelidir.

Daire, e-Okul sistemindeki ders notları ve devamsızlık kayıtlarının bilişim sisteminde bulunan veri niteliğinde olduğunu kabul etmiştir. Bu kayıtların hukuka aykırı şekilde değiştirilmesi, TCK m. 244/2’de düzenlenen verileri değiştirme suçunu oluşturur. Sistemin genel işleyişinin tamamen durmuş veya bozulmuş olması gerekmez; öğrencilere ait belirli veriler üzerinde değişiklik yapılması suçun meydana gelmesi için yeterlidir.

E-Okul sisteminin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kullanılan ve kamu kurumuna ait bulunan bir bilişim sistemi olması nedeniyle TCK m. 244/3’teki nitelikli hâl uygulanmalıdır. Üçüncü fıkra bağımsız bir suç olmayıp birinci ve ikinci fıkralardaki fiillerin banka, kredi kurumu veya kamu kurumuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirir. Yerel mahkemenin bu artırımı uygulamaması hukuka aykırı bulunmuştur.

Yargıtay ayrıca TCK m. 244/4’ün uygulanabilmesi için elde edilen haksız çıkarın açıkça belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Notların yükseltilmesi veya devamsızlık kayıtlarının değiştirilmesi dışında hangi haksız çıkarın, kim tarafından ve ne şekilde sağlandığı karar yerinde açıklanmamıştır. Bu husus tartışılmadan dördüncü fıkranın uygulanması yeterli gerekçeye dayanmamaktadır. Eksik inceleme, kamu kurumuna ait sistem artırımının uygulanmaması ve haksız çıkarın açıklanmaması nedeniyle mahkûmiyet hükümleri bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 15.02.2017 Tarih, E. 2016/3794, K. 2017/1405.

Elektronik Posta ve Sosyal Medya Hesaplarının Şifrelerini Farklı Zamanlarda Değiştirmek Zincirleme Şekilde TCK M. 244/2 Suçunu Oluşturur

Somut olayda sanık, ayrıldığı kız arkadaşının kuzeni olan mağdura ait elektronik posta adresinin ve bu adresle bağlantılı Facebook hesabının şifrelerini önceden bilmektedir. Sanık, mağdurun bilgisi ve rızası dışında her iki hesabın giriş şifrelerini değiştirmiş; ardından Facebook hesabına girerek eski kız arkadaşının üvey annesiyle mağdur adına iletişim kurmuştur. Şifrelerin değiştirilmesi nedeniyle mağdur, elektronik posta ve sosyal medya hesaplarına erişememiştir.

Yargıtay, sanığın hesaplara hukuka aykırı şekilde girmesinin ötesine geçerek giriş verilerini değiştirdiğine ve hesap sahibinin erişimini engellediğine dikkat çekmiştir. Bu nedenle eylemler, yalnızca TCK m. 243’te düzenlenen bilişim sistemine girme suçu kapsamında değerlendirilemez. Mağdura ait şifrelerin değiştirilmesi ve hesapların mağdur bakımından erişilmez hâle getirilmesi TCK m. 244/2’deki seçimlik hareketleri oluşturmaktadır.

Kararda elektronik posta hesabı ile Facebook hesabının iki farklı bilişim sistemi olduğu kabul edilmiştir. Her iki hesap birbiriyle bağlantılı olsa dahi farklı hizmetler sunmakta ve farklı veri alanları içermektedir. Sanığın her iki sistemin şifrelerini değiştirmesi, aynı bilişim sistemi üzerinde gerçekleştirilen tek bir müdahale olarak değerlendirilemez.

Bununla birlikte sanık, aynı suç işleme kararı kapsamında, aynı mağdura karşı ve farklı zamanlarda TCK m. 244/2’deki eylemleri gerçekleştirmiştir. Bu nedenle sanık hakkında her hesap için tamamen bağımsız mahkûmiyet hükümleri kurulması yerine bir kez TCK m. 244/2’den ceza verilmesi ve cezanın TCK m. 43/1 uyarınca zincirleme suç nedeniyle artırılması gerekir.

Karar, dijital hesapların sayısı ile ceza sorumluluğunun belirlenmesi bakımından önemlidir. Aynı mağdura ait olsa bile elektronik posta ve sosyal medya hesapları farklı bilişim sistemleri olarak kabul edilmiş; ancak müdahalelerin aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda yapılması nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Künye: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 01.03.2017 Tarih, E. 2015/10388, K. 2017/1556.

Çalışmayan Kişiler Adına Elektronik Sigortalı İşe Giriş Bildirgesi Düzenlemek Zincirleme Şekilde Sisteme Veri Yerleştirme Suçunu Oluşturur

Sanığın ortağı ve yetkili müdürü olduğu şirketin faaliyetleri 1 Mart 2008 tarihinde sona ermiştir. Buna rağmen sanık, haklarındaki hükümler daha önce kesinleşen diğer kişilerle fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek Şubat 2009 tarihine kadar çok sayıda kişiyi şirkette çalışıyormuş gibi göstermiştir. Bu kişiler adına kurumun bilişim sistemi üzerinden sigortalı işe giriş bildirgeleri gönderilmiştir.

Yerel mahkeme, çalışmayan kişiler adına gerçeğe aykırı işe giriş bildirgesi düzenlenmesini özel belgede sahtecilik suçu olarak değerlendirmiştir. Yargıtay ise somut olayda fiziki veya elektronik ortamda bağımsız belge niteliği taşıyan bir evrak düzenlenmesinden ziyade, kuruma ait bilişim sistemine şifre kullanılarak gerçeğe aykırı veriler girildiğini belirlemiştir.

Daireye göre işe giriş bildirgelerinin bilgisayar ortamında sisteme gönderilmesi, TCK m. 244/2’de belirtilen “sisteme veri yerleştirme” hareketini oluşturmaktadır. Girilen verilerin kişilerin gerçekten çalıştığı izlenimi verecek biçimde düzenlenmesi ve gerçeğe aykırı olması, sisteme veri yerleştirme fiilinin hukuka aykırılığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle eylemin özel belgede sahtecilik olarak nitelendirilmesi doğru değildir.

Sanıkların birden fazla kişiyi, farklı tarihlerde ve aynı suç işleme kararı kapsamında çalışıyormuş gibi göstermeleri nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin de uygulanması gerekir. Her işe giriş bildirgesi, bilişim sistemine yeni ve gerçeğe aykırı bir veri yerleştirilmesi niteliğindedir. Bununla birlikte eylemlerin ortak bir karar kapsamında sürdürülmesi karşısında TCK m. 43/1 uyarınca tek ceza verilerek bu cezanın artırılması gerekmektedir.

Yargıtay, suçun işlendiği ortam ve gerçekleştirilen hareket esas alınmadan yalnızca girilen verinin sonradan belge görüntüsü oluşturmasına dayanılarak sahtecilik hükümlerinin uygulanamayacağını kabul etmiştir. Bu nedenle özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü bozulmuş ve eylemin TCK m. 244/2 ile m. 43/1 kapsamında yeniden değerlendirilmesi istenmiştir.

Künye: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 25.12.2017 Tarih, E. 2017/4942, K. 2017/9307.

Mağdur Tarafından Bildirilen IP Adresi Tek Başına Hesap Şifresinin Sanık Tarafından Değiştirildiğini Kanıtlamaz

Sanık hakkında, şikâyetçiye ait elektronik posta hesabına izinsiz girerek hesabın şifresini değiştirdiği ve şikâyetçinin kendi hesabına erişmesini engellediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Dosyada bulunan IP numarası doğrudan şikâyetçi tarafından bildirilmiş; ancak sanığın elektronik posta hesabına girdiğini veya hesabın şifresini değiştirdiğini gösteren bağımsız teknik bir tespit yapılmamıştır.

Sanığa ait bilgisayar üzerinde gerçekleştirilen incelemede şikâyetçiyle ilgili bazı aramalar bulunduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte bu aramaların şikâyet tarihinden sonra gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Yargıtay, şikâyetten sonraki arama kayıtlarının suç tarihinde hesaba girildiğini ve şifrenin değiştirildiğini tek başına kanıtlamayacağını belirtmiştir.

Daireye göre öncelikle suç tarihi ile şikâyet tarihi arasındaki dönemde elektronik posta adresinin faal olup olmadığı araştırılmalıdır. Şikâyetçinin bu dönemde kendi hesabına erişip erişemediği, hesap şifresinin değiştirilip değiştirilmediği, şifre değişikliği yapılmışsa işlemin hangi tarihte ve hangi IP numarası üzerinden gerçekleştirildiği hizmet sağlayıcıdan sorulmalıdır. Gerekli görülmesi hâlinde bilişim uzmanından bilirkişi raporu alınmalıdır.

Yapılacak teknik araştırma sonucunda hesabın şifresinin değiştirilerek mağdur bakımından erişilmez hâle getirildiği belirlenirse eylem TCK m. 244/2 kapsamında kalacaktır. Buna karşılık sanığın yalnızca hesaba hukuka aykırı şekilde girdiği, fakat mağdurun erişimini engellemediği ve sistemde kalmaya devam ettiği tespit edilirse TCK m. 243/1’de düzenlenen bilişim sistemine girme suçu oluşacaktır.

Karar, TCK m. 243 ile m. 244/2 arasındaki ayrımın yalnızca mağdurun iddiasına veya tek bir IP bilgisine dayanılarak yapılamayacağını göstermektedir. Hesaba giriş yapılması ile hesaptaki erişim verilerinin değiştirilmesi farklı suç tiplerine karşılık geldiğinden, teknik kayıtlar eksiksiz toplanmadan mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Eksik incelemeye dayanan hüküm bu nedenle bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 27.09.2017 Tarih, E. 2016/11236, K. 2017/10500.

Çevrim İçi Oyundaki Karakteri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirip Yarar Sağlamak TCK M. 244/4 Kapsamındadır

Somut olayda sanığın, katılan tarafından kullanılan Knight Online isimli çevrim içi oyundaki hesaba hukuka aykırı şekilde eriştiği ve katılana ait oyun karakterini ele geçirdiği kabul edilmiştir. Oyun hesabında bulunan karakterin ve karaktere bağlı dijital özelliklerin ekonomik değer taşıdığı, sanığın bu veriler üzerinde tasarrufta bulunarak yarar sağladığı belirlenmiştir. Yerel mahkeme eylemi bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık olarak değerlendirmiştir.

Yargıtay, hırsızlık suçunun konusunun TCK m. 141 uyarınca taşınır bir mal olması gerektiğini belirtmiştir. Bir şeyin ekonomik değer taşıması, tek başına onun ceza hukuku anlamında taşınır mal kabul edilmesi için yeterli değildir. Bilişim sisteminde bulunan oyun karakteri ve karaktere bağlı dijital özellikler, fiziki varlığı bulunan bir eşya değil, bilişim sisteminde işlenen verilerden oluşmaktadır.

Oyun karakterinin kullanıcılar arasında belirli bir bedelle alınıp satılabilmesi veya ekonomik bir değere sahip olması, veriyi taşınır mala dönüştürmez. Sanığın eylemi sonucunda mağdurun malvarlığında ekonomik bir azalma meydana gelmiş olsa bile suçun doğrudan konusu bilişim sistemindeki verilerdir. Dolayısıyla hırsızlık suçunun taşınır mal unsuru gerçekleşmemiştir.

Sanığın oyun hesabındaki verilere müdahale ederek karakteri katılan bakımından erişilmez hâle getirmesi ve bu müdahale sonucunda kendisine yarar sağlaması, TCK m. 244/2 ile bağlantılı olarak m. 244/4 kapsamındadır. Dördüncü fıkra bakımından sağlanan yararın mutlaka nakit para olması gerekmez. Ekonomik değeri bulunan dijital veriler üzerinde tasarruf imkânı elde edilmesi de haksız çıkar olarak kabul edilebilir.

Daire, eylemin bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık olarak nitelendirilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Suçun sübutu hâlinde sanığın TCK m. 244/2 ve m. 244/4 hükümleri çerçevesinde cezalandırılması gerektiği belirtilerek mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 13. Ceza Dairesi, 10.10.2017 Tarih, E. 2016/2155, K. 2017/10403.

İnternet Bankacılığıyla Hesaptaki Paranın Çalınması Nedeniyle Nitelikli Hırsızlığın Yanında Ayrıca TCK M. 244/2 Uygulanamaz

Somut olayda sanıkların, katılanın bilgisi ve rızası dışında internet bankacılığı hesabına eriştikleri ve banka hesabında bulunan paraları farklı hesaplara havale ettikleri kabul edilmiştir. Katılana ait hesaptan farklı tarihlerde ve birden fazla işlemle çeşitli tutarlarda para aktarılmıştır. Yerel mahkeme sanıklar hakkında hem bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık hem de TCK m. 244/2’deki bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme veya erişilmez kılma suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurmuştur.

Yargıtay, sanıkların asıl amacının banka sistemindeki verileri bozmak veya mağdur bakımından erişilmez hâle getirmek olmadığını belirtmiştir. Sanıklar, bilişim sistemini katılanın banka hesabındaki paraya ulaşmak ve bu parayı kendi hâkimiyet alanlarına geçirmek amacıyla kullanmıştır. Suçun konusu sistemdeki verilerin kendisi değil, verilerin temsil ettiği ve taşınır mal niteliğinde bulunan paradır.

Bu nedenle eylem TCK m. 142/2-e kapsamında bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu oluşturmaktadır. Bankacılık verileri üzerinde para aktarımının zorunlu sonucu olarak gerçekleştirilen işlemler, nitelikli hırsızlıktan bağımsız bir TCK m. 244/2 suçu olarak değerlendirilemez. Aksi kabul, aynı fiil nedeniyle sanığın iki kez cezalandırılması sonucunu doğurur.

Daire, TCK m. 244/2’den ayrıca mahkûmiyet kurulabilmesi için para aktarımının gerçekleştirilmesi bakımından zorunlu olmayan, bağımsız bir veri bozma, yok etme, değiştirme veya erişilmez kılma eyleminin bulunması gerektiğini ortaya koymuştur. Somut olayda böyle bağımsız bir müdahale tespit edilmediğinden yalnızca nitelikli hırsızlık hükümlerinin uygulanması gerekir.

Kararda ayrıca para aktarımlarının farklı tarihlerde ve aynı suç işleme kararı kapsamında birden fazla kez gerçekleştirildiği belirlenmiştir. Bu nedenle sanıkların nitelikli hırsızlık suçundan belirlenecek cezalarının TCK m. 43 uyarınca zincirleme suç nedeniyle artırılması gerekir. Hem ayrıca TCK m. 244/2’den ceza verilmesi hem de zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması bozma nedeni yapılmıştır.

Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 22.05.2018 Tarih, E. 2015/6619, K. 2018/6656.

Kamu Görevlisinin Kurum Sisteminden Para Aktarmasında Zimmet Yetkisi ve Elektronik Verilerin Belge Niteliği Ayrı Ayrı Araştırılmalıdır

Somut olayda SGK İl Müdürlüğü Mali Hizmetler Sosyal Güvenlik Merkezinde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak çalışan sanığın, yalnızca yetim aylığı alma hakkı bulunan diğer sanığın banka hesabına 79 adet sahte muhasebe işlem fişi düzenleyerek toplam 1.056.869,69 TL ödeme yaptığı kabul edilmiştir. Paranın daha sonra diğer sanığa ait banka kartı kullanılarak veya kamu görevlisi sanığın hesabına aktarılmak suretiyle edinildiği ileri sürülmüştür. Yerel mahkeme kamu görevlisi sanık hakkında zimmet ve resmî belgede sahtecilik suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurmuştur.

Yargıtay, zimmet suçunun oluşması için yalnızca failin kamu görevlisi olmasını ve kamu parasını edinmesini yeterli görmemiştir. Zimmete geçirilen malın görev nedeniyle kamu görevlisine teslim edilmiş veya onun koruma ve gözetim sorumluluğuna bırakılmış olması gerekir. Bu nedenle sanığın para aktardığı kurum hesapları üzerinde tasarruf yetkisinin bulunup bulunmadığı ve söz konusu hesapların korunmasından sorumlu olup olmadığı kurumdan sorulmalıdır.

Sanığın kurum tarafından verilen şifreyle MOSİP sistemine girerek paraları doğrudan aktarıp aktaramadığı da belirlenmelidir. İşlemlerin MOSİP sistemi üzerinden başka bir onaya gerek kalmaksızın mı, internet bankacılığı kullanılarak mı, yoksa bankaya ayrıca verilen bir talimat sonucunda mı gerçekleştirildiği araştırılmalıdır. Sanığın kurum parası üzerinde görevinden kaynaklanan koruma ve gözetim yetkisi bulunuyorsa zimmet; böyle bir yetkisi bulunmuyorsa kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçu gündeme gelebilecektir.

Daire, sistem tarafından oluşturulan 79 adet muhasebe işlem fişinin hukuki niteliğinin de ayrıca belirlenmesini istemiştir. Sanığın işlemlerde elektronik imza kullanması hâlinde elektronik belgeler hukuki geçerlilik kazanabileceğinden resmî belgede sahtecilik suçunun şartları değerlendirilebilecektir. Buna karşılık elektronik imza kullanılmamış, fişlerin fiziki çıktısı alınmamış ve yetkili kişiler tarafından imzalanmamış olması hâlinde maddi varlığı bulunan bir belgeden söz edilemeyecektir.

Somut bir belge bulunmadığı takdirde sanığın gerçekleştirdiği hareket, kuruma ait bilişim sistemine gerçeğe aykırı muhasebe verileri yerleştirmekten ibaret olacaktır. Bu durumda resmî belgede sahtecilik yerine TCK m. 244/2’de düzenlenen sisteme veri yerleştirme suçunun değerlendirilmesi gerekir. Bir elektronik kaydın ekranda görünmesi, tek başına o kaydı sahtecilik suçuna konu olabilecek belge hâline getirmez.

Yargıtay; hesaplar üzerindeki tasarruf yetkisinin, para aktarım yönteminin, ödeme öncesindeki tahakkuk işlemlerinin ve elektronik imza kullanımının araştırılmasını, ardından dosyanın Sayıştay uzman denetçilerinden oluşturulacak bilirkişi kuruluna gönderilmesini istemiştir. Bu incelemeler yapılmadan zimmet ve resmî belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri eksik araştırma nedeniyle bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 26.03.2018 Tarih, E. 2018/529, K. 2018/2134.

Hesaplama Araçlarımız

İnfaz Hesaplama

5275 sayılı Kanuna göre koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik

İnfaz Hesaplama Programı 2026

TCK Tam Metni

Türk Ceza Kanunu maddelerine hızlı erişim

TCK Tam Metni Uygulaması

Araç Değer Kaybı

Kaza sonrası aracınızın değer kaybını Yargıtay formülüyle hesaplayın

Araç Değer Kaybı Hesaplama Programı 2026

Kira Artış Oranı

TÜFE 12 aylık ortalamasına göre güncel kira artışı

Kira Artış Oranı Hesaplama Aracı

TCK 244 Hakkında Sık Sorulan Sorular

TCK 244 suçu nedir?

Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleme veya bozma ile sistemdeki verileri bozma, yok etme, değiştirme, erişilmez kılma, veri yerleştirme veya başka yere gönderme fiillerini cezalandıran bilişim suçudur.

TCK 244 cezası ne kadar?

Sistemi engelleme veya bozmada 1 yıldan 5 yıla, verilere müdahalede 6 aydan 3 yıla kadar hapis öngörülür. Banka veya kamu kurumu sisteminde ceza yarı oranında artar; haksız çıkar sağlanmışsa 2 yıldan 6 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası verilir.

Sosyal medya hesabının şifresini değiştirmek hangi suçtur?

Yargıtay’a göre başkasının e-posta veya sosyal medya hesabının şifresini değiştirerek hesabı sahibinin erişimine kapatmak, TCK 244/2 kapsamında verileri erişilmez kılma suçunu oluşturur.

TCK 243 ile TCK 244 arasındaki fark nedir?

TCK 243 sisteme hukuka aykırı girmeyi ve sistemde kalmayı, TCK 244 ise sisteme veya verilere aktif müdahaleyi (bozma, silme, değiştirme, erişilmez kılma) cezalandırır; yalnızca girip bakmak 243, şifre değiştirmek 244 kapsamındadır.

TCK 244 şikayete bağlı mı?

Hayır. Suç şikayete tabi değildir; savcılık resen soruşturur ve şikayetten vazgeçilmesi davayı düşürmez. Suç uzlaştırma kapsamında da değildir.

İnternet bankacılığıyla para aktarmak TCK 244 müdür?

Yargıtay, başkasının hesabındaki paranın internet bankacılığı yoluyla aktarılmasını kural olarak bilişim sistemi aracılığıyla hırsızlık (TCK 142/2-e) kapsamında değerlendirir; TCK 244/4 ancak fiil başka bir suç oluşturmadığında uygulanır.

E-Okul notlarını değiştirmek suç mu?

Evet. E-Okul gibi kamu kurumuna ait sistemlerdeki not ve devamsızlık verilerinin değiştirilmesi, TCK 244/2 ile birlikte 244/3 uyarınca artırım uygulanan bir suçtur.

IP adresi tek başına mahkumiyete yeter mi?

Hayır. Yargıtay, mağdur tarafından bildirilen IP adresinin kaynağı araştırılmadan tek başına mahkumiyete esas alınamayacağını; HTS, log ve teknik inceleme raporlarıyla desteklenmesi gerektiğini kabul eder.

TCK 244 suçunda HAGB veya erteleme mümkün mü?

Sonuç cezanın 2 yıl veya altında kalması halinde, koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme uygulanabilir; özellikle 244/2 kapsamındaki fiillerde bu sıklıkla gündeme gelir.

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Ankara Barosuna kayıtlı (Sicil No: 34507) avukattır ve Ayboğa + Partners Hukuk Bürosunun kurucusudur. Ceza hukuku ve bilişim suçları alanında; hesap ele geçirme, veri müdahalesi, internet bankacılığı dolandırıcılığı ve dijital delil uyuşmazlıklarında yoğun savunma deneyimine sahiptir. Sitedeki içerikler, güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları esas alınarak bizzat kendisi tarafından hazırlanmakta ve düzenli olarak güncellenmektedir. Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyanız için hukuki danışmanlık alınız.

TCK 244Bilişim SuçlarıVerileri Yok EtmeCeza HukukuAnkara Barosu 34507

Hukuki Destek Alın

Bilişim suçlarında dijital deliller hızla kaybolur; erken müdahale sonucu belirler. Danışmanlık ücretlidir; ücretler TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenir.

Ankara Avukat

© 2026 My Blog — Tüm hakları saklıdır.