İçeriğe geç

Mirasın Hükmen Reddi Davası Nedir? Süresi ve Nasıl Yapılır 2026

Mirasın Hükmen Reddi Davası Nedir? Nasıl Yapılır? Süresi

Mirasın hükmen reddi davası Yayın Tarihi: 11 Ağustos 2026 | Yazan: Av. Çağrı Ayboğa (Ankara Barosu, Sicil No: 34507)

Mirasın hükmen reddi davası, ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi (borca batıklığı) açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise mirasın reddedilmiş sayıldığının mahkemece tespitini sağlayan davadır ve dayanağı Türk Medeni Kanunu madde 605/2’dir. En kritik özelliği süresidir: mirasın hükmen reddi, gerçek retteki 3 aylık süreye tabi değildir; her zaman, süresiz olarak ileri sürülebilir. Dava, tereke alacaklılarına karşı asliye hukuk mahkemesinde açılır; ayrı dava açılmadan icra takibine itirazda veya alacaklının açtığı davada savunma (defi) olarak da ileri sürülebilir. Tek şart, ölüm tarihi itibarıyla terekenin borca batık olması ve mirasçının terekeyi sahiplenme anlamına gelen davranışlarda bulunmamasıdır.

Mirasın Hükmen Reddi Davası Nedir? Nasıl Yapılır? Süresi
Mirasın Hükmen Reddi Davası Nedir? Nasıl Yapılır? Süresi

Babasını kaybeden bir kişinin acısına, birkaç ay sonra gelen icra tebligatı eklenir: mirasbırakanın haberdar bile olunmayan kredi borçları artık mirasçılardan istenmektedir ve 3 aylık ret süresi çoktan geçmiştir. Çoğu kişinin “artık yapacak bir şey yok” sandığı bu noktada kanun güçlü bir çıkış kapısı bırakır: mirasın hükmen reddi. Bu rehberde; hükmen ret davasının ne olduğunu, neden süreye tabi olmadığını, adım adım nasıl yapıldığını ve hangi davranışların bu hakkı düşürdüğünü, 12 emsal Yargıtay kararıyla birlikte inceliyoruz.

Mirasın Hükmen Reddi Davası Nedir?

Mirasın hükmen reddi; ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli olan veya resmen tespit edilmiş bulunan mirasbırakanın mirasının, hiçbir beyana gerek olmaksızın reddedilmiş sayılmasıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 605/2’de düzenlenen bu karine, mirasçıyı borca batık terekenin yükünden kanun gereği korur; açılan dava ise yeni bir hak yaratmaz, var olan durumun tespitini sağlar. Bu nedenle uygulamada “mirasın hükmen reddi davası”, teknik olarak bir tespit davasıdır ve gerçek retten farklı kurallara tabidir.

Mirasın Hükmen Reddi Süresi

Mirasın hükmen reddi süresiz olarak ileri sürülebilir; TMK madde 606’daki 3 aylık hak düşürücü süre yalnızca gerçek ret içindir. Yargıtay yerleşik içtihadında bunu açıkça vurgular: borca batıklık ölüm tarihinde kanun gereği kendiliğinden sonuç doğurduğundan, tespitin istenmesi herhangi bir süreyle sınırlandırılamaz. Mirasçı; ölümden yıllar sonra gelen bir icra takibinde dahi hükmen reddi ileri sürebilir. Uygulamadaki en yaygın hak kaybı, 3 aylık sürenin kaçırıldığı zannıyla borcun ödenmesi veya takibin kesinleşmesine ses çıkarılmamasıdır; oysa sürenin geçmesi yalnızca gerçek ret yolunu kapatır, hükmen ret yolunu kapatmaz.

Gerçek Ret ile Hükmen Ret Farkı Tablosu

Mirasın Gerçek Reddi ile Hükmen Reddi Karşılaştırma Tablosu (2026)
Ölçüt Gerçek Ret (TMK 605/1) Hükmen Ret (TMK 605/2)
Süre Ölümün öğrenilmesinden itibaren 3 ay (hak düşürücü) Süreye tabi değildir; her zaman ileri sürülebilir
Şart Şart aranmaz; kayıtsız ve şartsız ret beyanı yeterlidir Ölüm tarihinde terekenin borca batıklığının açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması
Usul ve mercii Sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı beyan Tereke alacaklılarına karşı asliye hukuk mahkemesinde tespit davası; takibe itiraz veya cevap dilekçesinde defi olarak da ileri sürülebilir
Davalı / muhatap Hasımsızdır; beyan tescil edilir Mirasbırakanın bütün tereke alacaklıları davalı gösterilir
Hakkı düşüren davranış Süreden önce terekeyi sahiplenme (TMK 610/2) Tereke mallarını benimseme ve olağan yönetimi aşan işlemler; karine bu davranışlarla çürütülebilir

Mirasın Hükmen Reddi Nasıl Yapılır?

Hükmen ret iki yolla ileri sürülür: bağımsız bir tespit davası açarak veya alacaklının başlattığı takip ve davada savunma yaparak. Adımlar şöyledir:

1. Borca batıklığın belgelenmesiÖlüm tarihi itibarıyla mirasbırakanın malvarlığı ve borçları ortaya konur: icra dosyaları, banka ve kredi kayıtları, vergi ve SGK borçları, tapu ve araç sorguları toplanır. Ölçüt, ölüm günündeki tablodur; sonradan doğan değer artışları karineyi ortadan kaldırmaz.
2. Davanın açılmasıTespit davası, mirasbırakanın bütün tereke alacaklıları davalı gösterilerek asliye hukuk mahkemesinde açılır; görev, gerçek retteki sulh hukuk kurallarına göre değil genel hükümlere göre belirlenir. Eksik alacaklıyla açılan davada taraf teşkili tamamlatılır.
3. Defi yoluyla ileri sürmeAyrı dava şart değildir: alacaklının icra takibine itirazda veya tereke borcu için açtığı davada cevap dilekçesiyle hükmen ret savunması yapılabilir; mahkeme borca batıklığı bu dava içinde inceler.
4. İnceleme ve ispatMahkeme; bilirkişi incelemesi, kurum yazışmaları ve tanık beyanlarıyla ölüm tarihindeki aktif ve pasifi karşılaştırır. İspat yükü, terekenin borca batık olduğunu ileri süren mirasçıdadır.
5. Hüküm ve sonuçlarıBorca batıklık saptanırsa mirasın reddedilmiş sayıldığı tespit edilir; mirasçılar tereke borçlarından kişisel malvarlıklarıyla sorumlu tutulamaz ve takipler bu tespite göre sonuçlandırılır.

Hangi Davranışlar Hükmen Ret Hakkını Düşürür?

Karine mutlak değildir: mirasçının terekeyi sahiplenme anlamına gelen davranışları, hükmen ret imkanını ortadan kaldırır. Yargıtay içtihatlarında çizgi bellidir: tereke mallarının benimsenmesi, olağan yönetimi aşan tasarruflar ve mirasçı sıfatıyla hareket edilmesi hakkı düşürür; buna karşılık terekenin korunmasına yönelik işlemler ve zorunlu kullanım halleri kabul anlamına gelmez. Kararlarda somutlaşan örnekler: terekenin tespitini istemek örtülü kabul sayılmaz; mirasbırakanın evinde oturmaya ve tarlaları kullanmaya devam etmek başlı başına sahiplenme değildir; buna karşın mirasbırakan adına kayıtlı telefonun ücreti ödenerek kullanılmasının terekeyi sahiplenme oluşturup oluşturmadığı ve terekenin tamamını oluşturan eşyaların benimsenmesi gibi haller, aşağıdaki emsal kararlardaki ölçütlerle değerlendirilir. Bu sınır her dosyada delillerle çizildiğinden, tereke üzerinde işlem yapmadan önce hukuki görüş alınması kritik önemdedir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme, Harç ve İspat

Görevli mahkemeHükmen ret tespit davasında görev, gerçek redde ilişkin kurallara göre değil genel hükümlere göre belirlenir; dava asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Davalı tarafMirasbırakanın bütün tereke alacaklıları davalı gösterilir; tek bir alacaklıya karşı alınan tespit hükmü diğer alacaklıları bağlamaz.
İspat ölçütüBorca batıklığın ölüm tarihinde açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması aranır; aciz vesikası, kesinleşmiş icra dosyaları ve resmi kayıtlar en güçlü delillerdir.
Sonuçların kapsamıHükmen ret tespiti, mirasçının kişisel malvarlığına yönelen tüm tereke borcu takiplerine karşı ileri sürülebilir; miras bırakanın alacaklıları yalnızca tereke ile sınırlı tatmin edilir.

Avukat’a Sor

Borca batık bir mirasla karşı karşıyaysanız veya mirasbırakanın borçları için hakkınızda takip başlatıldıysa dosyanızı birlikte değerlendirelim.

Avukat’a Sor

Danışmanlık ücretlidir. Ücretlendirme, 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak belirlenmektedir.

Emsal Yargıtay Kararları

Aşağıdaki 12 karar; hükmen reddin 3 aylık süreye tabi olmaması, görevli mahkeme, bütün tereke alacaklılarının davalı gösterilmesi, defi yoluyla ileri sürülebilme ve terekeyi sahiplenme sayılan veya sayılmayan davranışlar başta olmak üzere TMK 605/2 uygulamasının çerçevesini çizen emsal içtihatlardır; her karar künyesiyle birlikte birebir verilmiştir.

Hükmen Ret Davasında Görev Gerçek Redde İlişkin Kurallara Göre Değil Genel Görev Kurallarına Göre Belirlenir

İçtihadı Birleştirme kararına konu uyuşmazlık, terekenin borca batık olduğunun ve mirasın hükmen reddedilmiş sayıldığının tespitine ilişkin davanın hangi mahkemede görülmesi gerektiği noktasında ortaya çıkmıştır. Bir görüş, mirasın reddine ilişkin uyuşmazlıkların niteliği gereği sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini; diğer görüş ise görevli mahkemenin genel görev kurallarına göre belirlenmesi gerektiğini savunmuştur.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, hükmen ret ile gerçek reddin birbirinden farklı olduğunu vurgulamıştır. Gerçek ret, mirasçının belirli süre içerisinde sulh hukuk mahkemesine yönelttiği tek taraflı irade açıklamasına dayanır. Hükmen rette ise terekenin borca batık olup olmadığı, mirasbırakanın ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş bulunup bulunmadığı ve mirasçının terekeyi açıkça ya da örtülü olarak kabul edip etmediği çekişmeli olarak araştırılır.

Bu nedenle hükmen ret davası, yalnızca bir ret beyanının tescilinden ibaret çekişmesiz yargı işi değildir. Terekenin aktif ve pasifinin belirlenmesini, tarafların delillerinin toplanmasını ve mirasın kabulüne ilişkin davranışların değerlendirilmesini gerektiren çekişmeli bir tespit davasıdır. Kanunda bu tür uyuşmazlıkların mutlaka sulh hukuk mahkemesinde görüleceğine dair özel bir hüküm bulunmamaktadır.

İçtihadı Birleştirme kararında görevli mahkemenin genel görev kurallarına göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan görev kuralları uyarınca dava değeri önem taşımaktayken, 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra malvarlığına ilişkin davalarda değer ayrımı kaldırılmıştır. Bu nedenle günümüzde TMK m. 605/2’ye dayanan bağımsız hükmen ret davalarında, özel bir görev hükmü bulunmadığından asliye hukuk mahkemesi görevlidir.

Künye: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, 23.12.1942, E. 1942/24, K. 1942/29.

Mirasın Hükmen Reddi İçin Üç Aylık Sürede Ret Beyanında Bulunulması Veya Önceden Dava Açılması Gerekmez

Davacı mirasçılar, mirasbırakanın ölüm tarihinde terekesinin borca batık olduğunu ileri sürerek mirasın hükmen reddedildiğinin tespitini istemişlerdir. Dava, mirasbırakanın alacaklısı olan Sosyal Sigortalar Kurumuna karşı açılmıştır. Davalı Kurum ise mirasın kanunda öngörülen süre içerisinde reddedilmediğini ve mirasçıların artık hükmen ret iddiasında bulunamayacaklarını savunmuştur.

Hukuk Genel Kurulu, gerçek ret ile hükmen ret arasındaki temel farkı ortaya koymuştur. Gerçek ret, mirasçının üç aylık hak düşürücü süre içerisinde yönelteceği irade açıklamasına bağlıdır. Hükmen ret ise mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması hâlinde kanundan dolayı kendiliğinden meydana gelir.

Hükmen reddin sonuç doğurması için mirasçının ayrıca bir irade açıklamasında bulunmasına, sulh hukuk mahkemesine başvurmasına veya üç aylık süre içinde dava açmasına gerek yoktur. Mirasçı, terekeyi açıkça kabul etmemiş veya olağan yönetim sınırlarını aşan davranışlarla sahiplenmemiş olmak koşuluyla hükmen reddi daha sonra açacağı tespit davasında ileri sürebilir. Aynı savunma, tereke alacaklısının kendisine karşı açtığı davada da yapılabilir.

Somut olayda yerel mahkeme, taraflarca ileri sürülmeyen bir olgudan hareket ederek mirasçılardan birinin daha önce mirasbırakandan mal edinmesini İİK’daki tasarrufun iptali hükümleri kapsamında değerlendirmiştir. Hukuk Genel Kurulu, tasarrufun iptaline ilişkin bir iddia veya dava bulunmadığı hâlde hâkimin bu konuyu kendiliğinden inceleyerek hükmen ret davasını reddedemeyeceğini belirtmiştir.

Hükmen reddin tespiti davası, mirasçıların tereke borçlarından kişisel olarak sorumlu olmadıklarının belirlenmesine yönelik bir menfi tespit davası niteliğindedir. Mahkeme, tarafların iddia ve savunmaları ile gösterdikleri deliller çerçevesinde terekenin ölüm tarihinde borca batık olup olmadığını araştırmalıdır. Yerel mahkemenin taraflarca ileri sürülmeyen bir hukuki sebebe dayanarak verdiği ret kararı bu nedenle bozulmuştur.

Künye: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.03.2001, E. 2001/2-220, K. 2001/240.

Mirasın Hükmen Reddi Tereke Borcu Nedeniyle Açılan Davada Defi Olarak İleri Sürülebilir

Davaya konu olayda bir polis memuru silahlı saldırı sonucunda hayatını kaybetmiş, saldırıyı gerçekleştiren kişi ise daha sonra intihar etmiştir. Polis memuru için yapılan hastane giderleri ve mirasçılarına ödenen tazminatlar nedeniyle saldırganın anne ve babasına karşı rücuen tazminat davası açılmıştır. Davalılar, oğullarından kendilerine herhangi bir malvarlığı intikal etmediğini ve onun ölüm tarihinde ödemeden aciz hâlinde bulunduğunu savunmuşlardır.

Hukuk Genel Kurulu, TMK m. 605/2’de düzenlenen hükmen reddin kanuni bir karine olduğunu belirtmiştir. Hükmen ret için mirasçıların önceden bağımsız bir tespit davası açmaları zorunlu değildir. Mirası hükmen reddetmiş sayılan kişi, tereke alacaklılarına karşı doğrudan tespit davası açabileceği gibi, mirasbırakanın borcu nedeniyle kendisine karşı açılan davada da hükmen ret savunmasında bulunabilir.

Mahkeme tarafından tapu sicil müdürlüğü, vergi dairesi, Sosyal Sigortalar Kurumu, Emekli Sandığı ve Emniyet Müdürlüğü nezdinde araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalar sonucunda mirasbırakanın adına kayıtlı taşınmaz bulunmadığı, vergi mükellefi olmadığı, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan maaş almadığı ve düzenli bir işinin bulunmadığı belirlenmiştir. Tanık anlatımları da mirasbırakanın işsiz ve malvarlıksız olduğunu doğrulamıştır.

Hukuk Genel Kurulu, yalnızca mirasbırakanın adına kayıtlı taşınmaz bulunmamasını değil, bütün araştırmalar birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan ekonomik durumu esas almıştır. Mirasbırakanın taşınır veya taşınmaz malının, maaşının ve düzenli gelirinin bulunmaması nedeniyle ödemeden aciz hâlinin çevresi tarafından açıkça bilinebilir nitelikte olduğu kabul edilmiştir.

Davacı taraf hükmen ret karinesinin aksini kanıtlayamamıştır. Mirasçıların da mirası açık veya örtülü olarak kabul ettiklerini gösteren herhangi bir davranışları tespit edilememiştir. Bu nedenle mirasın hükmen reddedilmiş sayıldığı ve anne ile babanın mirasbırakanın haksız fiilinden doğan tazminat borcundan kişisel olarak sorumlu tutulamayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin direnme kararı onanmıştır.

Künye: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 16.04.2008, E. 2008/4-332, K. 2008/336.

Terekenin Tespitini İstemek Mirasın Örtülü Olarak Kabul Edildiği Anlamına Gelmez

Davacı mirasçılar, mirasbırakanın terekesinin borca batık olduğunun daha önce açılan tereke tespiti dosyasında ortaya çıktığını ileri sürerek mirasın hükmen reddedildiğinin belirlenmesini istemişlerdir. Yerel mahkeme, mirasın üç aylık süre içerisinde reddedilmediğini ve terekenin tespitini isteyen mirasçıların terekeye karışarak mirası örtülü biçimde kabul ettiklerini gerekçe göstererek davayı reddetmiştir.

Hukuk Genel Kurulu, öncelikle gerçek ret ile hükmen ret arasındaki süre farklılığına dikkat çekmiştir. TMK m. 606’da düzenlenen üç aylık süre gerçek ret bakımından geçerlidir. Mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras TMK m. 605/2 uyarınca kendiliğinden reddedilmiş sayıldığından hükmen ret talebi üç aylık süreyle sınırlandırılamaz.

Terekenin tespiti istemi, mirasçının tereke mallarını sahiplenmesi veya kendisine mal etmesi niteliğinde değildir. Bu dava, mirasbırakanın ölüm tarihinde mevcut olan mal, hak, alacak ve borçların belirlenmesine yönelik koruyucu bir işlemdir. Terekenin kapsamını öğrenmeye ve delilleri muhafaza etmeye yönelik böyle bir başvurunun mirasın kabulü olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Mirasçının TMK m. 610/2 anlamında terekeye sahip çıkmış sayılabilmesi için olağan yönetim sınırlarını aşan, mirasçı sıfatıyla tereke üzerinde tasarruf etme veya tereke mallarını kendisine mal etme iradesini gösteren davranışlarda bulunması gerekir. Yalnızca terekenin tespiti davası açılması bu şartları taşımamaktadır.

Dosya kapsamından terekenin borca batık olduğu anlaşıldığı hâlde yerel mahkemenin hem üç aylık sürenin geçtiğinden hem de tereke tespiti davasının örtülü kabul oluşturduğundan hareketle davayı reddetmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Hukuk Genel Kurulu, direnme kararını bozmuştur.

Künye: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.09.2010, E. 2010/2-379, K. 2010/413.

Mirasbırakan Adına Kayıtlı Telefonun Ücreti Ödenerek Kullanılması Terekeye Sahip Çıkma Sayılmaz

Karara konu olayda mirasçılar mirası reddetmiş; ancak mirasbırakan adına kayıtlı telefon hattını ölümden sonra bir süre kullanmaya devam etmişlerdir. Mirasbırakanın alacaklısı, telefonun kullanılmasının terekeye sahip çıkma ve mirasın örtülü kabulü anlamına geldiğini ileri sürerek reddin geçersiz olduğunu savunmuştur.

Hukuk Genel Kurulu, mirasçının gerçekleştirdiği her işlemin terekeye karışma olarak nitelendirilemeyeceğini belirtmiştir. Mirası kabul sonucu doğuran davranışın, tereke üzerinde mirasçı sıfatıyla hâkimiyet kurma ve tereke malını sahiplenme iradesini dış dünyaya yansıtması gerekir. Olağan ihtiyaçların karşılanmasına veya zorunlu işlerin yürütülmesine yönelik davranışlar tek başına mirasın kabulü sayılmaz.

Somut olayda telefon mirasbırakan adına kayıtlı olmakla birlikte mirasbırakanın idare ile yaptığı sözleşmeye dayanan bir kullanma hakkı söz konusudur. Mirasçılar telefon hizmetinden ücretsiz olarak yararlanmamış, kullandıkları hizmetin karşılığını ödemişlerdir. Bu nedenle telefonun geçici olarak kullanılmaya devam edilmesi, terekeye ait ekonomik bir değerin bedelsiz olarak benimsenmesi veya mirasçılar tarafından kendilerine mal edilmesi niteliğinde görülmemiştir.

Hukuk Genel Kurulu ayrıca mirasçının davranışının amacı, işlemin niteliği, yöredeki olağan uygulamalar ve dürüstlük kuralının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Mirasçının terekeyi sahiplenme amacı taşımayan ve olağan yaşamın gereği olan bir davranışı, hükmen veya gerçek retten yararlanma imkânını ortadan kaldırmaz.

Sonuç olarak mirasçılar, mirasbırakan adına kayıtlı telefonu kullanım ücretini ödeyerek kullanmaları nedeniyle mirası ret haklarını kaybetmiş sayılmamıştır. Mirasın reddinin iptali isteminin bu davranışa dayandırılması hukuken yeterli görülmemiştir.

Künye: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 01.03.1978, E. 1976/2-3472, K. 1978/192.

Terekenin Tamamını Oluşturan Eşyaların Mirasçılar Tarafından Benimsenmesi Mirasın Örtülü Kabulüdür

Karara konu olayda mirasbırakandan geriye giyecek eşyaları, bir altın yüzük ve bir av tüfeği kalmıştır. Terekenin ekonomik değeri yüksek olmamakla birlikte mirasçılar bu malları alarak kendi hâkimiyet alanlarına geçirmiştir. Daha sonra mirasın reddedilmiş sayılması gerektiği ileri sürülmüştür.

Hukuk Genel Kurulu, tereke mallarının değerinin düşük olmasının tek başına mirasın kabulüne ilişkin sonucu ortadan kaldırmayacağını belirtmiştir. Değerlendirmede yalnızca alınan malların parasal değeri değil, bu malların terekenin ne kadarını oluşturduğu ve mirasçıların hangi amaçla hareket ettiği dikkate alınmalıdır.

Mirasçının, cenaze ve defin işlemleri kapsamında mirasbırakanın kişisel eşyalarını koruması veya örf ve âdet gereğince elbiseleri ihtiyaç sahiplerine dağıtması her durumda terekeye sahip çıkma anlamına gelmez. Buna karşılık mirasçının malları kendi adına benimsemesi, kullanmak veya ekonomik değerinden yararlanmak üzere alması, tereke üzerinde malik gibi davranıldığını gösterebilir.

Somut olayda giyecek eşyaları, altın yüzük ve av tüfeği terekenin yalnızca önemsiz bir bölümünü değil, fiilen tamamını oluşturmaktadır. Mirasçıların terekenin tamamını oluşturan bu malları benimseyerek almaları, mirasçı sıfatıyla hareket ettiklerini ve mirası kabul ettiklerini ortaya koyan açık bir davranış olarak değerlendirilmiştir.

Bu nedenle terekenin borca batık olduğu sonradan ileri sürülse bile mirası açık veya örtülü olarak kabul eden mirasçı TMK m. 605/2’deki hükmen ret karinesinden yararlanamaz. Hukuk Genel Kurulu, terekenin tamamını oluşturan malların sahiplenilmesini mirasın örtülü kabulünün açık delili saymıştır.

Künye: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 19.04.1972, E. 1972/4-777, K. 1972/253.

Hükmen Ret Davası Üç Aylık Süreyle Sınırlandırılamaz ve Bütün Tereke Alacaklılarına Yöneltilmelidir

Davacı, babasının ölüm tarihinde herhangi bir malvarlığı bulunmadığını; buna karşılık hastaneye, mahalle esnafına, Bağ-Kur’a ve avukatına borçlarının bulunduğunu belirterek mirasın hükmen reddedildiğinin tespitini istemiştir. Yerel mahkeme, davayı gerçek ret olarak nitelendirmiş ve üç aylık süreden sonra açıldığı gerekçesiyle reddetmiştir.

Yargıtay, tarafların olayları açıklamakla, hâkimin ise bu olayların hukuki nitelendirmesini yapmakla görevli olduğunu belirtmiştir. Davacının açıkça terekenin borca batık olduğunu ileri sürmesi karşısında dava TMK m. 605/1’deki gerçek ret değil, TMK m. 605/2’deki hükmen ret davasıdır. Bu nedenle TMK m. 606’da düzenlenen üç aylık sürenin uygulanması mümkün değildir.

Mirasçılar TMK m. 610’da belirtilen şekilde terekeyi kabul anlamına gelen davranışlarda bulunmadıkları sürece, mirasbırakanın ödemeden aciz olduğunun ve terekenin borca batıklığının tespitini her zaman isteyebilirler. Bununla birlikte hükmen ret davası çekişmeli bir dava olduğundan hasımsız olarak görülüp sonuçlandırılamaz.

Mahkeme, davacının bildirdiği ve dosyadan tespit edilebilen bütün tereke alacaklılarının davaya katılmasını sağlamalıdır. Çünkü verilecek hüküm doğrudan alacaklıların mirasçılara başvurma imkânını etkilemektedir. Alacaklılara yöneltilmeden verilecek hükmen ret kararı taraf teşkili yönünden eksik olacağı gibi, davaya katılmayan alacaklılar bakımından da bağlayıcı sonuç doğurmayacaktır.

Yargıtay, mahkemenin bütün alacaklıları davaya dâhil etmesini; ölüm tarihindeki borçları, taşınır ve taşınmazları, hak ve alacakları, icra takiplerini ve mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelen davranışlarını araştırmasını istemiştir. Taraf teşkili sağlanmadan ve aktif-pasif araştırması yapılmadan davanın süre nedeniyle reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Künye: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 11.09.2014, E. 2013/23345, K. 2014/15786.

Mirasbırakanın Evinde Oturmaya ve Tarlalarını Kullanmaya Devam Edilmesi Araştırılmadan Hükmen Ret Kararı Verilemez

Dava, mirasbırakanın ölüm tarihinde terekesinin borca batık olduğu iddiasıyla mirasın hükmen reddedildiğinin tespitine ilişkindir. Mirasbırakan 16.07.2002 tarihinde ölmüş, dava ise 24.08.2004 tarihinde açılmıştır. Davalı taraf, mirasçıların ölümden sonra mirasbırakana ait evde oturmaya ve tarlaları kullanmaya devam ettiklerini ileri sürmüştür.

Yargıtay, TMK m. 610/2’deki mirası kabul sonucunu doğuran davranışların yalnızca gerçek ret bakımından uygulanmadığını belirtmiştir. Tereke ölüm tarihinde borca batık olsa bile mirasçı tereke mallarına kesin biçimde sahip çıkmış, olağan yönetimi aşan tasarruflarda bulunmuş veya malları kendisine mal etmişse artık hükmen ret karinesinden yararlanamaz.

Bununla birlikte mirasbırakana ait evde oturulması veya tarım arazilerinin kullanılması her somut olayda kendiliğinden mirasın kabulü anlamına gelmez. Kullanımın süresi, amacı, niteliği, mirasçının başka bir konutunun bulunup bulunmadığı, tarlalardan gelir elde edilip edilmediği ve işlemlerin terekeyi koruma sınırlarını aşıp aşmadığı araştırılmalıdır. Mirasçının tereke üzerinde malik sıfatıyla mı yoksa geçici ve zorunlu nedenlerle mi hareket ettiği belirlenmelidir.

Yargıtay ayrıca borca batıklığın her türlü delille kanıtlanabileceğini kabul etmiştir. Mirasbırakanın taşınır ve taşınmaz mallarının ölüm tarihindeki değerleri tespit edilmeli, terekenin bütün aktifleri belirlenmeli ve bunlar aynı tarihte mevcut olan borçlarla karşılaştırılmalıdır. Değerlendirme dava tarihindeki veya hüküm tarihindeki değerler üzerinden değil, mirasın açıldığı ölüm tarihi esas alınarak yapılmalıdır.

Taraflardan terekeye sahip çıkma iddiasına ilişkin delilleri sorulmadan, ev ve tarlaların kullanım biçimi araştırılmadan ve ölüm tarihindeki aktif-pasif dengesi objektif olarak belirlenmeden hüküm kurulması eksik inceleme sayılmıştır. Yerel mahkeme kararı bu nedenle bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 12.05.2009, E. 2009/6082, K. 2009/9439.

Kredi Kartı Borcu Nedeniyle Mirasçılara Açılan Davada Hükmen Ret Savunması Araştırılmadan Karar Verilemez

Banka, mirasbırakanla imzalanan kredi kartı ve temel bankacılık hizmetleri sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmediğini ileri sürerek icra takibi başlatmıştır. Mirasçıların takibe itiraz etmesi üzerine banka, itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı talebiyle dava açmıştır.

Davalı mirasçılar, oğullarının ölüm tarihinde terekesinin borca batık olduğunu ve mirasın reddedilmiş sayılması gerektiğini savunmuşlardır. Yerel mahkeme, bu savunma üzerinde herhangi bir araştırma yapmadan davayı kısmen kabul etmiş ve mirasçıları kredi kartı borcundan sorumlu tutmuştur.

Yargıtay, tereke alacaklısı tarafından mirasçılara karşı açılan bir alacak veya itirazın iptali davasında TMK m. 605/2’ye dayanan savunmanın aynı mahkeme tarafından incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Mirasçıların önceden hükmen ret kararı almış olmaları zorunlu değildir. Hükmen ret koşulları, görülmekte olan davada ön sorun olarak araştırılıp karara bağlanabilir.

Mahkeme, mirasbırakanın ölüm tarihindeki taşınır ve taşınmazlarını, banka hesaplarını, hak ve alacaklarını, mevcut borçlarını ve hakkında yürütülen icra takiplerini araştırmalıdır. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olup olmadığı belirlendikten sonra mirasçılar tarafından mirası kabul anlamına gelen bir davranışta bulunulup bulunulmadığı da değerlendirilmelidir.

Hükmen ret savunması yerinde görülürse mirasçılar, yalnızca mirasçı sıfatları nedeniyle mirasbırakanın kredi kartı borcundan kişisel malvarlıklarıyla sorumlu tutulamazlar. Terekenin borca batıklığına ilişkin savunma hiç incelenmeden itirazın iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunarak hüküm bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 25.03.2013, E. 2013/10, K. 2013/7407.

Hükmen Ret Davasında Davalı Olarak Mirasbırakanın Bütün Tereke Alacaklıları Gösterilmelidir

Dava, mirasbırakanın ölüm tarihinde terekesinin borca batık olması nedeniyle mirasın hükmen reddedildiğinin tespitine ilişkindir. Yerel mahkeme, davacının gösterdiği alacaklıya karşı yürüttüğü yargılama sonucunda davayı kabul etmiştir. Ancak dosya kapsamından mirasbırakanın davalı dışında başka alacaklılarının da bulunduğu anlaşılmıştır.

Yargıtay, hükmen ret davasının mirasbırakanın mirasçılarına, diğer mirasçılara veya mirasçının kendi alacaklılarına karşı açılamayacağını belirtmiştir. Davalı sıfatı, mirasbırakandan alacaklı olan kişilere ve kurumlara aittir. Çünkü verilecek hüküm, tereke alacaklılarının mirasçılara başvurma ve alacaklarını tahsil etme imkânını doğrudan etkilemektedir.

Birden fazla tereke alacaklısı bulunuyorsa dava, bilinen bütün alacaklılara yöneltilmelidir. Bankalar, kamu kurumları, gerçek kişiler, şirketler ve mirasbırakan hakkında icra takibi başlatan diğer alacaklılar taraf olarak gösterilmelidir. Dosyaya sonradan başka bir alacaklının varlığı yansırsa taraf teşkili tamamlanmadan işin esası hakkında karar verilemez.

Karar, pratikte dava açılmadan önce mirasbırakanın UYAP icra dosyalarının, banka borçlarının, vergi ve sosyal güvenlik borçlarının, senet ve çeklerinin ve bilinen özel hukuk borçlarının araştırılması gerektiğini göstermektedir. Dava eksik hasımla açılmışsa davacıya diğer tereke alacaklılarını davaya dâhil etmesi için süre verilmesi ve taraf teşkili tamamlandıktan sonra yargılamaya devam edilmesi gerekir.

Yargıtay ayrıca terekenin pasifi belirlenirken soyut borç iddialarının yeterli olmadığını belirtmiştir. Somut olayda hükme esas alınan çekler nedeniyle tereke hakkında açılmış bir dava veya icra takibi bulunmadığından bu çek bedellerinin doğrudan tereke pasifine yazılması doğru görülmemiştir. Borcun varlığı ve terekeye yöneltilmiş olması denetlenebilir belgelerle ortaya konulmalıdır.

Künye: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 16.01.2017, E. 2016/3884, K. 2017/284.

Mirasın Hükmen Reddi İstemi TMK M. 606’daki Üç Aylık Süreye Tabi Değildir

Davacı, mirasbırakanın 12.02.2011 tarihinde öldüğünü ve terekesinin açıkça borca batık olduğunu belirterek mirasın reddedilmiş sayılmasını istemiştir. Yerel mahkeme, davanın mirasbırakanın ölümünden itibaren üç aylık süre geçtikten sonra açıldığını kabul ederek istemi süre yönünden reddetmiştir. Karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiş, daha sonra kanun yararına bozma yoluna başvurulmuştur.

Yargıtay, davacının talebinin TMK m. 605/1’de düzenlenen gerçek ret değil, TMK m. 605/2’de düzenlenen hükmen ret olduğunu belirlemiştir. Gerçek rette mirasçının üç ay içinde sulh hukuk mahkemesine ret beyanında bulunması gerekir. Hükmen rette ise mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras kanundan dolayı reddedilmiş sayılır.

Bu nedenle TMK m. 606/1’deki üç aylık hak düşürücü süre, hükmen reddin tespiti taleplerine uygulanmaz. Mirasçı, mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunmadığı sürece ölümün üzerinden üç aydan daha uzun süre geçmiş olsa bile terekenin borca batık olduğunun ve mirasın hükmen reddedildiğinin tespitini isteyebilir.

Bununla birlikte süreye tabi olmamak, davanın herhangi bir araştırma yapılmadan kabul edileceği anlamına gelmez. Mirasbırakana ait icra takipleri, banka kredileri, kamu borçları ve diğer borç belgeleri getirtilmeli; aynı tarih itibarıyla terekenin aktifleri belirlenmelidir. Ayrıca mirasçıların tereke mallarını sahiplenip sahiplenmedikleri de araştırılmalıdır.

Kararın görev konusunda yer verdiği dava değerine dayalı açıklamalar, karar tarihindeki eski görev sistemiyle ilgilidir. Günümüzde HMK m. 2 uyarınca hükmen reddin tespitine ilişkin bağımsız davalarda, dava değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Dava tereke alacaklılarına yöneltilerek açılmalıdır.

Künye: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 08.04.2013, E. 2013/5538, K. 2013/5144.

Hükmen Ret Ayrı Bir Dava Açılmadan İcra Takibine İtirazda ve Cevap Dilekçesinde İleri Sürülebilir

Güvence Hesabı, trafik sigortası bulunmayan aracın neden olduğu kazada zarar gören kişiye ödediği tazminatı kazaya sebebiyet veren kişiden tahsil etmek için icra takibi başlatmıştır. Borçlunun ölmesi üzerine takip mirasçılarına yöneltilmiş ve mirasçıların itirazından sonra itirazın iptali davası açılmıştır.

Davalı mirasçılar, mirasbırakanın kendilerine kazadan söz etmediğini, çok sayıda borç bırakarak öldüğünü, herhangi bir taşınır veya taşınmaz birikiminin bulunmadığını ve ekonomik durumlarının yetersiz olduğunu savunmuşlardır. Yerel mahkeme bu açıklamaları TMK m. 605/2 kapsamında değerlendirmeden davayı kabul etmiştir.

Yargıtay, mirasçıların mutlaka önceden bağımsız bir hükmen ret davası açmalarının gerekmediğini belirtmiştir. Hükmen ret, tereke alacaklısının başlattığı icra takibine itiraz edilirken ileri sürülebileceği gibi, itirazın iptali veya alacak davasına verilecek cevap dilekçesinde de savunma olarak ileri sürülebilir. Bu durumda davaya bakan mahkeme hükmen ret koşullarını ön sorun olarak araştırmalıdır.

Mirasçıların cevap dilekçesinde doğrudan “mirasın hükmen reddi” ibaresini kullanmamaları da tek başına savunmanın incelenmesini engellemez. Mirasbırakanın çok borçlu, gelirsiz ve malvarlıksız öldüğünün belirtilmesi, cevap dilekçesinin içeriği itibarıyla TMK m. 605/2’ye dayanan hükmen ret savunması olarak nitelendirilebilir. Hukuki nitelendirme hâkime ait olduğundan mahkeme bu iddiayı göz ardı edemez.

Mahkeme; tapu müdürlüklerinden taşınmaz kayıtlarını, trafik sicilinden araç bilgilerini, vergi dairesinden mükellefiyet kayıtlarını, sosyal güvenlik kurumlarından gelir ve maaş bilgilerini, bankalardan hesap ve kredi kayıtlarını istemelidir. Ayrıca kolluk araştırmasıyla mirasbırakanın ölümünden önce gelir getirici bir faaliyetinin ve çevresince bilinen malvarlığının bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.

Yeterli araştırma sonunda terekenin borca batık olduğu ve mirasçıların terekeyi açık veya örtülü olarak kabul etmediği belirlenirse mirasçılar, mirasbırakanın trafik kazasından kaynaklanan borcundan kendi malvarlıklarıyla sorumlu tutulamazlar. Bu araştırmalar yapılmadan itirazın iptaline karar verilmesi nedeniyle yerel mahkeme hükmü bozulmuştur.

Künye: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 18.02.2014, E. 2013/2187, K. 2014/2070.

Hesaplama Araçlarımız

Kira Artış Oranı

TÜFE 12 aylık ortalamasına göre güncel kira artışı

Kira Artış Oranı Hesaplama Aracı

Araç Değer Kaybı

Kaza sonrası aracınızın değer kaybını Yargıtay formülüyle hesaplayın

Araç Değer Kaybı Hesaplama Programı 2026

İnfaz Hesaplama

5275 sayılı Kanuna göre koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik

İnfaz Hesaplama Programı 2026

TCK Tam Metni

Türk Ceza Kanunu maddelerine hızlı erişim

TCK Tam Metni Uygulaması

Mirasın Hükmen Reddi Hakkında Sık Sorulan Sorular

Mirasın hükmen reddi davası nedir?

Ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise mirasın kanun gereği reddedilmiş sayıldığının (TMK 605/2) mahkemece tespitini sağlayan davadır; yeni bir hak yaratmaz, mevcut durumu tespit eder.

Mirasın hükmen reddi süresi ne kadar?

Hükmen ret süreye tabi değildir; her zaman ileri sürülebilir. TMK 606’daki 3 aylık hak düşürücü süre yalnızca gerçek ret beyanı içindir; Yargıtay, hükmen ret davasının 3 aylık süreyle sınırlandırılamayacağını yerleşik olarak kabul eder.

3 aylık ret süresini kaçırdım, ne yapabilirim?

Mirasbırakanın terekesi ölüm tarihinde borca batıksa hükmen ret yolu açıktır: süresiz olarak tespit davası açabilir veya hakkınızdaki takip ve davalarda hükmen ret savunması yapabilirsiniz.

Mirasın hükmen reddi nasıl yapılır?

Ölüm tarihindeki borca batıklık belgelenir; bütün tereke alacaklıları davalı gösterilerek asliye hukuk mahkemesinde tespit davası açılır ya da alacaklının icra takibine itirazda veya açtığı davada cevap dilekçesiyle defi olarak ileri sürülür.

Hükmen ret için ayrı dava açmak şart mı?

Hayır. Yargıtay’a göre hükmen ret, ayrı bir dava açılmadan icra takibine itirazda ve tereke borcu için açılan davada cevap dilekçesinde savunma olarak ileri sürülebilir; mahkeme borca batıklığı o dava içinde inceler.

Hükmen ret davasında görevli mahkeme hangisidir?

Görev, gerçek redde ilişkin sulh hukuk kurallarına göre değil genel hükümlere göre belirlenir; hükmen ret tespit davası asliye hukuk mahkemesinde görülür ve mirasbırakanın bütün tereke alacaklıları davalı gösterilir.

Hangi davranışlar hükmen ret hakkını düşürür?

Tereke mallarının benimsenmesi ve olağan yönetimi aşan tasarruflar hakkı düşürür. Buna karşılık terekenin tespitini istemek örtülü kabul sayılmaz; mirasbırakanın evinde oturmaya devam etmek de tek başına sahiplenme değildir.

Borca batıklık hangi tarihe göre belirlenir?

Ölüm tarihine göre belirlenir. Mirasbırakanın aktif ve pasifi ölüm günü itibarıyla karşılaştırılır; ispat yükü borca batıklığı ileri süren mirasçıdadır ve resmi kayıtlar ile bilirkişi incelemesi esas alınır.

Hükmen ret kabul edilirse borçlardan kurtulur muyum?

Evet. Mirasın reddedilmiş sayıldığı tespit edildiğinde mirasçılar tereke borçlarından kişisel malvarlıklarıyla sorumlu tutulamaz; alacaklılar yalnızca tereke ile sınırlı olarak tatmin edilir.

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Av. Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Ankara Barosuna kayıtlı (Sicil No: 34507) avukattır ve Ayboğa + Partners Hukuk Bürosunun kurucusudur. Miras hukuku alanında; mirasın gerçek ve hükmen reddi, tereke tespiti, muris muvazaası ve tereke borçlarına karşı savunma dosyalarında yoğun dava deneyimine sahiptir. Sitedeki içerikler, güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları esas alınarak bizzat kendisi tarafından hazırlanmakta ve düzenli olarak güncellenmektedir. Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyanız için hukuki danışmanlık alınız.

Mirasın Hükmen ReddiTMK 605Miras HukukuTereke BorçlarıAnkara Barosu 34507

Hukuki Destek Alın

Tereke üzerinde yapılacak tek bir yanlış işlem hükmen ret hakkını düşürebilir; adım atmadan önce değerlendirme yaptırın. Danışmanlık ücretlidir; ücretler TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenir.

Ankara Avukat

© 2026 My Blog — Tüm hakları saklıdır.