
TCK 159 (1) : Dolandırıcılığın, bir hukukî ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi halinde, şikâyet üzerine, altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
[ez-toc]
TCK Madde 159 – Gerekçesi (Resmi Metin)
Madde metninde, dolandırıcılık suçunun bir hukukî ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi, bu suçun daha az cezayı gerektiren nitelikli hâli olarak kabul edilmiştir. Bu fıkranın uygulanabilmesi için, fail ile mağdur arasında, borçlunun borcunu ödememesinden kaynaklanan bir hukukî ilişki bulunmalıdır. Failin bu ilişkiye dayanarak bir alacağı olmalıdır. Fail, bu alacağını tahsil amacıyla, mağduru dolandırıcılık suçunun hileli hareketleriyle aldatmış olmalıdır.
Bu durumda, haksız bir yarar elde etme amacı bulunmamakla birlikte, alacağın tahsili için hileli yöntemlere başvurulmuş olması dolayısıyla, failin cezalandırılması öngörülmüştür. Ancak, bu durumda ceza, basit dolandırıcılık suçuna nazaran daha hafif bir ceza olarak belirlenmiştir.
Bu suçtan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması, şikâyete bağlı kılınmıştır.
Önemli Uyarı (Güvenilirlik Notu): Bu belge yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Kanun metinlerinin somut bir olaya uygulanması, profesyonel hukuki danışmanlık gerektirir. Yasal bir durumla karşı karşıyaysanız, mutlaka bir avukata başvurunuz.

🟡 Süresiz Nafaka Kalkıyor mu? Yeni Düzenlemede Üst Sınır ve Esaslar (2025)
Kısa özet: Adalet Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı yeni paket ile süresiz yoksulluk nafakasına süre/üst sınır getirilmesi, aile arabuluculuğunun güçlendirilmesi ve ödenmeyen nafaka için tazyik hapsinde toplam süreye üst sınır öngörülmesi gündemdedir. Amaç; hak temelli denge, öngörülebilirlik ve tarafların mağduriyetini azaltmaktır.
Not: Aşağıdaki bilgiler, taslak/tartışma metinleri ve resmi açıklamalara dayalıdır; yasalaşma sürecinde nihai metin farklılaşabilir.
Öne Çıkan Başlıklar
- Süre/üst sınır yaklaşımı: Süresiz nafaka yerine süreli/kademeli modele geçiş tartışılıyor.
- Tazyik hapsi: Ödenmeyen nafaka için uygulanan zorlama hapsinin toplam süresine üst sınır getirilmesi planlanıyor.
- Arabuluculuk ve süreç: Aile arabuluculuğunun mevzuatta güçlendirilmesi; boşanma sürecinin kısaltılması hedefleri.
- Hassas denge: Ekonomik kırılganlık (özellikle çocuklu eş) gözetilerek hak kaybı yaratmayan ölçülülük ilkesi.
Mevcut Uygulama ↔ Taslak Yaklaşım (Özet)
| Konu | Mevcut Durum | Taslakta Öngörü |
|---|---|---|
| Yoksulluk nafakası süresi | Kararda süre sınırlaması olmaksızın fiilen süresiz işlemektedir. | Süreli/kademeli modele geçiş; üst sınır tartışması. |
| Tazyik hapsi | Her dönem için 3 aya kadar uygulanabilir; birikimli olarak uzayabilir. | Toplam sürede üst sınır (ör. 1 yıl) öngörülmesi. |
| Aile arabuluculuğu | Sınırlı/uygulamada değişken. | Kurumsallaşma ve zorunluluk seçenekleri tartışılıyor. |
| İlkeler | Hakimin takdiri, emsal çeşitliliği. | Ölçülülük, öngörülebilirlik ve kırılgan tarafın korunması. |
Tablodaki unsurlar, kamuoyuna yansıyan ana hatların özetidir; nihai kanun metni esas alınmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Süresiz nafaka tamamen kalkıyor mu?
Gündemdeki yaklaşım, sınırsızlığa son verip süreli/kademeli modele geçilmesi yönündedir. Ancak yasalaşma gerçekleşmeden “tamamen kalktı” demek mümkün değildir.
Tazyik hapsinde üst sınır ne anlama geliyor?
Ödenmeyen nafaka nedeniyle uygulanan zorlama hapsi bakımından, aynı karar için toplamda belirli bir maksimum sürenin aşılmamasıdır. Bu, cezalandırma değil icbar niteliğini güçlendirirken belirsizliği azaltır.
Ekonomik olarak zayıf eş nasıl korunacak?
Ölçülülük ilkesi, çocukların üstün yararı ve geçim güvencesi esastır. Kademeli sistem; istihdam, mesleki eğitim ve sosyal desteklerle birlikte tasarlanırsa etkili olur.
Ne zaman yürürlüğe girer?
Yasa teklifi TBMM sürecine girip kabul edilmeden yürürlüğe giremez. Taslaktaki hükümler, komisyon ve Genel Kurul aşamalarında değişebilir.

Yargıtay Kararları | TCK 159 – Daha Az Cezayı Gerektiren Hal
Alacağın tahsili amacıyla işlenen dolandırıcılıkta indirim (TCK m.159) yalnız “alacaklı” faile uygulanır.
TCK m.159/1, şahsi niteliktedir; iştirak halinde yalnızca hukuki ilişkiye dayalı alacak hakkının sahibi bu indirimden yararlanabilir. Diğer failler, şartları varsa temel/nitelikli hallere göre cezalandırılır. Böylece hüküm, “alacaklı lehine kişisel indirim” şeklinde işlev görür. Bu yaklaşım, 159’un kapsamını ortak faillikte daraltır ve suça dışarıdan katılanları kapsam dışında bırakır.
Künye: Yargıtay 15. CD, 16.11.2020, E.2019/301, K.2020/11482. 
159. madde için “tahsil edilen yarar” ile “gerçek alacak” arasında orantı şartı aranır.
Yargıtay, alacağın tahsili amacıyla elde edilen yararın, hukuki ilişkiden doğan alacak miktarıyla orantılı olmasını zorunlu görür; açıkça çok üzerindeki yararlarda TCK m.159 uygulanamaz. Bu durumda eylem, şartlarına göre temel/nitelikli dolandırıcılık (veya başka suç tipleri) olarak nitelendirilir. Orantı; dosya kapsamına, delillerin bütününe ve somut olaya göre takdir edilir. Böylece 159’un “kendi alacağını tahsile özgü, ölçülü müdahale” mantığı korunur.
Künye: Yargıtay 2. CD, 08.06.2021, E.2020/5740, K.2021/11570; ayrıca Yargıtay 2. CD, 12.09.2019, E.2019/8910, K.2021/13294.
Alacağın tahsili amacıyla tehdit/cebir kullanıldığında, vasıflandırma diğer suç tiplerine dönebilir; m.159’un sınırları aşılmamalıdır.
Yargıtay, alacağın tahsili saiki bulunsa dahi, kullanılan araç ve neticeye göre eylemin TCK m.150/1 göndermeleri uyarınca tehdit/yaralama gibi suçlara “dönüştüğünü” kabul edebilir. Bu durumda, 159’un lehe rejimi uygulanmayıp ilgili suç tipinin hükümleri tatbik edilir. Değerlendirme, kullanılan cebrin ağırlığı ve netice ile yapılır. Böylece 159’un kapsamı “ölçülü tahsil” ile sınırlandırılır.
Künye: Yargıtay 6. CD, 12.12.2012, E.2009/13978, K.2012/23618.
