
KTK 47/1-a, trafik zabıtasının veya işaret taşıyan diğer yetkililerin uyarı ve işaretlerine uymamak fiilini kapsar. 2025 idari para cezası 2.167 TL, ilk 15 günde ödeme indirimli 1.625 TL’dir. İhlal için 20 ceza puanı uygulanır.
47/1-a Sık Sorulan Sorular
| Soru | Cevap |
|---|---|
| 47/1-a trafik cezası nedir? | Görevli trafik zabıtası veya işaret taşıyan yetkililerin uyarı ve işaretlerine uymama fiiline uygulanan ceza maddesidir. |
| 47/1-a trafik cezası ehliyet puanı düşer mi? | Evet. Her ihlal için 20 ceza puanı uygulanır. |
| 47/1-a trafik kusur oranı yüzde kaç? | Kazalarda genellikle asli kusur yönünde değerlendirilir; somut olayın akışına göre bilirkişi/raporla belirlenir (sabit bir % yoktur). |
| 47/1-a Trafik cezası itiraz | 15 gün içinde Sulh Ceza Hâkimliğine başvurulur. Tutanağın düzenlenişi, görevlinin konumu/görüş alanı, kamera görüntüleri, tanık beyanları ve tebliğ süresi itirazın temel delilleridir. |
| 47/1-a Trafik cezası neden kesilir? | Görevlinin “dur” işaretine uymamak, yönlendirme/şerit kapatma talimatını ihlal etmek, yol kapatma–çalışma alanında talimata aykırı hareket etmek gibi hallerde yazılır. |
| 47/1-a Erken ödeme ile ne kadar öderiz? | 2025 temel tutar 2.167 TL; ilk 15 günde %25 indirim ile yaklaşık 1.625 TL ödenir (GİB/e-Devlet). |
| 47/1-a Asli kusur mu? | Görevli talimatına uymamak çoğu durumda asli kusur sayılır; nihai değerlendirme olaya ve delillere göre yapılır. |
| 47/1-a Trafik Cezası İtiraz Dilekçesi | Somut olaya göre düzenlenmelidir. Örnek şablon aşağıdadır; kişisel bilgilere ve delillere göre uyarlayınız. |
KTK 47/1-a Trafik Cezası İtiraz Dilekçesi
Dilekçe Metni
Metin, 47/1-a trafik cezası itiraz dilekçesi şablonudur; kişisel bilgilere göre uyarlayınız.
Trafik Cezası İtirazında Kısa Adımlar
[ez-toc]
Kaynak: mevzuat.gov.tr – CMK Madde 102
CMK Madde 102 Gerekçesi
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) içtihatları dikkate alınarak düzenlenmiştir. AİHM kararlarının üye ülkelerde yol açtığı hukuki reformlar göz önüne alınmış, kişi özgürlüğünü koruma yönünde uluslararası standartlara uygun bir düzenleme yapılmıştır. Bu bağlamda, maddenin amacı tutukluluk süresine makul sınırlar getirerek hem yargılamanın etkinliğini sağlamak hem de şüpheli ve sanık haklarını güvence altına almaktır.
Madde kapsamında, ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen suçlarda tutukluluk süresi en fazla altı ay olarak belirlenmiş, yalnızca zorunlu ve gerekçesi açıklanmış durumlarda uzatılabileceği hüküm altına alınmıştır. Ağır ceza mahkemesine tabi suçlarda ise azami tutukluluk süresi iki yıl olarak öngörülmüş, bu süre yalnızca zorunlu hallerde uzatılabilecektir. Böylece, orantısız ve uzun tutukluluk uygulamalarının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Madde 102’nin Hukuki ve Uygulama Amaçları
CMK 102, tutukluluk süresinin belirlenmesinde savunma hakkını güçlendiren bir yaklaşım benimsemiştir. Uzatma kararı verilmeden önce Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin görüşlerinin alınması zorunlu tutulmuş, böylece tek taraflı ve gerekçesiz kararların önüne geçilmiştir. Bu yönüyle madde, yargısal denetimin güçlendirilmesini ve şeffaf bir karar sürecinin tesis edilmesini sağlamaktadır.
Sonuç olarak, 102. madde bütünüyle kişi özgürlüğünü esas alır. Tutuklama tedbirinin yalnızca zorunlu durumlarda ve belirli bir süreyle uygulanabileceğini vurgular. Bu hüküm, hem masumiyet karinesine uygun düşmekte hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinde düzenlenen “özgürlük ve güvenlik hakkı”nı koruma altına almaktadır.

CMK 102 (Tutuklukta Geçecek Süre) Emsal Yargıtay Kararları
Azami Tutukluluk Süresi Tek Dosya İçindeki Tüm Suçlar Bakımından Toplam En Fazla Beş Yıldır; Her Suç İçin Ayrı Ayrı Hesaplanamaz
Ceza Genel Kurulu, CMK 102’de öngörülen azami tutukluluk süresinin (ağır cezalık işlerde 2 yıl + zorunlu hâllerde en çok 3 yıl uzatma) toplamda beş yılı aşamayacağını vurgulamıştır. Bir dosyada birden fazla suç bulunması veya dosyaların birleştirilmesi, her suç için ayrı bir azami süre başlatmaz; tutuklama bir yaptırım değil, tek bir koruma tedbiridir. Suç ve sanık sayısı ile davanın karmaşıklığı, sadece “makul süre” değerlendirmesinde dikkate alınabilir; fakat kanuni üst sınırı büyütmez. Düzenlemenin amacı ve kişi özgürlüğünün sınırlanmasına ilişkin dar yorum ilkesi, çoklu isnatlarda da tek üst sınırın uygulanmasını gerektirir. Ayrıca ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararıyla birlikte kişi, “suç isnadına bağlı tutma” statüsünden “mahkûmiyete bağlı tutma” statüsüne geçer; temyizde geçen süre, tutukluluk hesabına dâhil edilmez. Bozma sonrası süreç yeniden suç isnadına bağlı tutmaya döneceğinden, ilk derece önünde geçen süreler yeniden hesaplamaya konu edilir. Bu yaklaşım, AYM ve AİHM içtihadıyla da uyumlu olarak öngörülebilirlik ve keyfiliğin önlenmesi ilkelerini pekiştirir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2017/862, K.2022/829.
Yetki/Görev Uyuşmazlığı Giderilirken Tutukluluk Sınırları Aşılmamışsa Tedbirin Devamı Ölçülülükle Bağdaşır
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, terör örgütü üyeliği davasında mahkemeler arasındaki olumsuz yetki uyuşmazlığını giderirken, CMK 102’deki azami sürelere riayet edildiğini ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmadığını belirterek tahliye talebini reddetmiştir. Daire, isnat edilen suçun niteliği, iddianamedeki anlatım ve dosya kapsamına göre tutuklamanın bu aşamada orantılı olduğunu kabul etmiştir. Esasa ilişkin incelemenin yapılacağı mahkemece tutukluluk şartlarının yeniden değerlendirilebileceğine işaret edilmiştir. Bu yaklaşım, tutukluluk tedbirinin “süre + neden + ölçülülük” üçlüsüyle denetlenmesi gerektiğini somutlar. Ayrıca, yalnızca görev/yer uyuşmazlığı nedeniyle tutukluluğun otomatik olarak sona ermeyeceği, normatif sınır aşılmadıkça tedbirin sürebileceği belirtilmiştir. Karar, CMK 102’nin şekli süre denetimi ile 100 ve 108. maddelere dayalı maddi gerekçe denetiminin birlikte yürütülmesini öne çıkarır.
Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E.2018/597, K.2018/275, T.30.01.2018.
Ağır Cezalık İşlerde Azami Süre Aşılmamışsa Tutukluluğun Devamı Mümkündür; Süre Hesabında 102/2 Esastır
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, birden fazla ağır suç isnadı bulunan dosyada, sevk maddeleri ve tutuklanma tarihine göre CMK 102/2’deki azami sürenin aşılmadığını belirleyerek tutukluluğun devamına hükmetmiştir. Daire, görev uyuşmazlığını kaldırırken, tutukluluk denetimini de aynı anda yapmış ve “kanuni üst sınır + güncel gerekçe” ekseninde ölçülülük değerlendirmesi gerçekleştirmiştir. Delil durumu, isnadın ağırlığı ve kaçma/karartma riski, tedbirin sürdürülmesinde belirleyici görülmüştür. Bununla birlikte, esasa girilecek yargılamada mahkemenin şartları yeniden ve periyodik olarak (CMK 108) değerlendirmesi gerektiği vurgulanmıştır. Karar, “azami süre dolmadıkça tedbir kategorik olarak kaldırılamaz” prensibini ve her aşamada somut gerekçe zorunluluğunu teyit eder.
Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E.2015/8955, K.2015/13681, T.05.08.2015.
Temyiz Aşamasında Geçen Süre, Azami Tutukluluk Süresinden Sayılır; Bozma Üzerine Üst Sınır Dolmuşsa Tahliye Zorunludur
Ceza Genel Kurulu, kovuşturmanın iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar sürdüğünü, bu nedenle kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça temyiz aşamasında geçen sürenin de CMK 102’deki azami sürenin hesabına dâhil edileceğini kabul etmiştir. Somut olayda, sanığın gözaltı tarihinden bozma kararına kadar geçen toplam tutukluluk süresi kanuni üst sınırı doldurduğundan, bozma sonrası yargılama yeniden başlayacak olsa bile tahliye kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kurul, AİHS m.5’deki “makul süre” ve keyfilik yasağına atıfla, yasal sürelere uyulmasının ihlali tek başına ihlal doğuracağını hatırlatmıştır. Yargıtay Ceza Dairelerinin “tutukluluğun devamı” ara kararlarına karşı başvurulacak kanun yolunun “itiraz” olduğu; olağanüstü itiraz (CMK 308) yolunun bu ara kararlara karşı kullanılamayacağı da açıklığa kavuşturulmuştur. Böylelikle hem süre hesabı hem de kanun yolu rejimi yönünden uygulama birliği sağlanmıştır. Sonuç olarak, bozma üzerine azami süre dolmuşsa, başka suçtan hükümlü/tutuklu değilse derhâl tahliye gerekir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2011/3-49, K.2011/28, T.29.03.2011.
